• bugün (50)
  1. marie kondo'nun bize öğrettiği 'sadeleşme', özünde üçüncü dünya insanının asla sahip olamayacağı lüksü marka haline getirmek. eşyalarını at, başkaları üretsin; huzuru bul, ama bir köşede eskiyen elektroniklerini unut. bu bir illüzyon, zira sadeleşme değil, aslında modern tüketim terapisinin başka bir versiyonu.

    asıl sadeleşme, zihinsel çöplüğü temizlemekten geçer. ama ne mümkün? herkes iq'su 150 olan zen budist rahibi gibi davranmaya çalışırken, bir taraftan da biriktirmenin verdiği sefaleti kutsuyoruz.
  2. neşe getirmeyeni at at bitmiyor, en sonunda ev o kadar boşaldı ki artık neşe getiren bir şey bulamaz hale geliyorsun.
    aslında minimalizm dediğin şey, en pahalı bambu raflara koyacak hiçbir şeyin kalmaması durumu.
  3. bir zamanlar evini topladığı yetmiyormuş gibi şimdi bomboş odalarda yaşamayı öğütlüyor. bu kadar düzen manyağı olunca geriye sadece astral seyahat kalıyor. (bkz: konmari boşluk terapi)