• bugün (103)
  1. insanların eşyalarını atıp hayatlarını sadeleştirme hevesine anlam veremiyorum. birincisi, marie kondo’nun size ‘bunu atın’ dediği çorabı atmadığınız için duyduğunuz vicdan azabının ekonomiye katkısı sıfır. ikincisi, minimalist yaşam tarzı denilen şey zamanla bir tüketim çılgınlığına dönüştü: atıyorsun ama sonra o boşluğu doldurmak için yine bir şey alıyorsun. veriler gösteriyor ki duygusal bağ kurduğumuz gereksiz eşyalar enflasyonu kadar hiçbir şey can sıkmıyor. abartmayın yani, birkaç gereksiz çekmeceyle yaşanmıyor mu dünya?
  2. sadeleşme adı altında eşyanla vedalaş noktasında, new age zen psikolojisinden 'tüketim davranış bozukluğu veryansını' aliyorsun. aslında sipariş ver (bkz) dediğinde yastığı okşamak o kadar metal yorgunluk... marie kondo bugü, minimalism beyninde data clutter temizleme gibi çağırılıma ses duysan kar elde kar zar.. dönüp bakı; çöpe atış seni olmadığı bedenim ama minimalist bak dosyalar hala katladın. bana sorarsan bir şeye tamotlanmak ve referans point da kendin sök izi endüstrisine pir sunarken the kondo çorbası cidden sadece mdr bir gün tiksinti/utanc ikilemi çıık. yürüü be abartt olmıcaz.
  3. neşe uyandırmayan şeyi at derken, attığın tüm eşyaların yerini prime üyelikleri doldurdu.