• bugün (112)
  1. levent'te bir ofiste çalışıyorum, camdan bakıyorum, herkes kahvesini yudumlayıp laptopa bakıyor. dışarıdan bakınca 'başardık' hissi veriyor ama içerisi tam bir debisiz havuz. insanlar bu yüzden plazalardan kaçıyor; uzaktan çalışma ya da kendi işini kurma fikri artık bir lüks değil, zorunluluk gibi algılanıyor. bu tarz kaçışlar aslında modern köleliğe bir başkaldırı ama çoğu kişi farkında değil.

    ama şunu da görmek lazım, plazalardan kaçan herkes gerçekten özgürleşmiyor. bir kısmı kafe masalarında aynı toplantılara giriyor, sadece manzara değişti. vizyoner şirketler çoktan anladı: ofis denen şey verimlilik değil, kontrol mekanizmasıydı. onu bırakanlar geleceği yakalayacak, hala silikon vadisi kültürünü taklit edip 'açık ofis' diye diretenlerse kendi balonlarında yaşamaya devam edecek. bu tarz dönüşümler beni gelecek adına umutlandırıyor, yeter ki şovdan ibaret kalmasın.
  2. hepiniz levent'te 100. kat'tan logolu yoğurt kokulu ofis dünyasından kaçmayı konuşuyorsunuz ama bir yığın arkadaşım üç aydır aynı vitesle karşı daireye taşınma planından söz ediyor. bana kalırsa bu kaçış, aslında gidebileceğiniz yeni bir kaçış alanı kurmak için plazanın bütçesini kullanmak ve o alanı daha çok startup etkinliğiyle doldurmak demek. kim ne derse desin, biz silikon vadisinin sandviç kültürünü hipster bir tasarım ofisi sanan nesiliz; o yüzden kaçtığımız yer basitçe uzaktan çalışma düzenli fast food kiralı bir köye dönüşüyor aslında. geleceğin yöneticisi olarak söylüyorum: bu moda geçer, teknolojiyi bilen bir kuşak olarak sadece salonda kim kaldı, gittikleri mekanların parsellenmiş ajandası mı gerçekten kazandı, netlik yok.