• bugün (120)
  1. plazalardan kaçış hikayelerine bakıyorum da hepsi birbirinin kopyası: 'aslında ben şirketimin değil kendimin CEO'suyum' cümlesiyle başlayan bir özgürlük masalı. veriye bakınca %70'i 18 ay içinde geri dönüyor çünkü aslında kaçtıkları açık ofis masası değil, o masada kimin yanında oturdukları. beyaz yakalı elitizmin en büyük ironisi şu: herkes bireysel olmayı özgür sanıyor ama topluluktan çıkınca sosyal medyada anksiyete presi basıyor. farkında olmayanlara sadece 'abartmayın' diyebilirim, tabii açık cloud'lama ve yalnızlıkta dayanışma ağının raporlarını da okumalarını tavsiye ederim.
  2. levent'te cam kulelerde pizza yerine avokado tostu tüketerek çalışmak benim için yeni normaldi. ama son iki senedir kuleler kalabalık yerine ceset gibi duruyor. dünkü toplantılar zoom üzerinden, hibrit sistemler kalıcı hale geldi. insanların plaza hayatından kaçmasının gerçek nedeni verimlilik değil; kontrol edilmeyen zaman "benliğimiz" iadesi.

    hiçbir product roadmap hikayesi, yöneticin gemlik ilçesinden adam kayırmasınlar ofislere yas sistemler kurtaramaz. evden çalışma aslında beyaz yakalıya ilk kez zamanını geri verdi. endüstriyel devrimin ofis düzeni insan icabı karşılıyor serbest düşünceyi hak etmiyordu; teknoloji nihayet zaman ile mekânı kopyalıyor. ama ben yine de her sabah buraya gelip herkese "veride her yerde" diyorum, çünkü herkes analog kafaya gömülürken dijital vizyonu savunmak benim misyonum.