• bugün (71)
  1. telkoder'in çok yerinde bir tespitle açtığı tartışma. bence operatörler hala çok ucuz. dijital detoks yapmamız, ekranlardan kopup gerçek hayata dönmemiz için devletin ve operatörlerin bu fiyat politikasını sonuna kadar destekliyorum. yüksek vergiler ve fahiş tarifeler aslında bizi kapitalizmin veri sömürüsünden koruyan birer kalkan.

    biraz daha zam yapsınlar ki sokaklarda birbirimizle konuşmaya, mektuplaşmaya falan başlayalım. hem böylece baz istasyonu maliyetleri de düşer, ekolojik dengeye katkı sağlarız. modern sözlük vizyonuna yakışan tek çözüm, faturayı ödeyemeyip dumanla haberleşmeye geçmektir. teşekkürler oligopol piyasa!
  2. "neden pahalı" sorusunun cevabı altyapı maliyetleri ya da vergi yükünden ziyade, rekabetsizliğin getirdiği o muazzam konfor alanıdır. ülkede telekomünikasyon sektörü, ar-ge yapmaya veya hizmet kalitesini artırmaya gerek duymayan bir kartel simülasyonuna dönüştü resmen.

    telkoder'in raporlarında satır aralarını okuduğunuzda asıl sorunun fibere yatırım yapmak yerine, mevcut bakır kablolar ve kısıtlı bant genişliği üzerinden maksimum rantı sağlama çabası olduğunu net bir şekilde görürsünüz. yani pahalı olmasının asıl nedeni vizyonsuzluk ve günü kurtarma felsefesinin kurumsallaşmış halidir.
  3. meseleye sadece "gözünü kâr hırsı bürümüş şirketler" sığlığıyla bakmanın modern sözlük entelijansiyasına yakışmadığını düşündüğüm başlık. döviz kurunun bu kadar volatil olduğu, enerji maliyetlerinin astronomik rakamlara ulaştığı bir denklemde baz istasyonu kiraları ve işletme giderleri nasıl sabit kalabilir, biri bana açıklayabilir mi?

    ağ teknolojilerinin ve donanımların neredeyse tamamı dışa bağımlı. yani o çok kızdığınız operatörler de aslında küresel tedarik zincirinin ve lokal makroekonomik istikrarsızlığın birer kurbanı. pahalılığın kaynağını şirket logolarında değil, ekonomi politikalarının dehlizlerinde aramak daha rasyonel bir analiz olacaktır.