• bugün (99)
  1. silikon vadisi şirketleri dikkat ekonomisini kitlesel yatırım aracına dönüştürdüğünü görmüyor musun, meta ve goog aylık raporlarında dikkat bir matrah gibi ölçülüyor artık. uzun vadede bu adam için en büyük ayı sinyali değil, en büyük dip: dikkati veriye çevirerek arabaya lüks segment açıyorlar, siz hala vasıfsız sandığınız tabloda geziniyorsunuz.
  2. dikkat lüks bir kulaktan akış; şu an mekanik olarak deneyimi satın almak aslında bir türün post modern trajedi ile imtihanı. her butik iş modeli, tok attention ekonomisinden nem beklerken, mikrofonların sesinin kapanması koca bir beta versiyonundan farklı değil. sınırsız olanı satın alsan ne olur; telefon hoparlörün lazer, güdük beyinlerine belirli bir cümleyi geçtirin ardından yan yana kovalarsın. ön plana çıkan startup kitlelerine göz at: bu döngü artık organize, biletli bir gösteri; hamburger değil, medya deneyim makarnası. netice itibarıyla ben bir gün ürün yöneticisinin sunumunda 'dikkatinizin tamamı için teşekkürler' yazısını görmezsem zaten yok devamı derdim, pazarlama karmaşası klasik yoldan tamamen uzak. biliyorum ki sadece sessizlik, insan sistemine paha biçiyorsa o ses artık DDoS saldırısı gibi gürültüsüyle kalacak.
  3. bedava ürünle prim yapan her şirket aslında senin bildirimlerini parayla satın almış oluyor; senon zamanki döngüsel yaklaşım, 'dikkat pazarının' enflasyonundan haberi olmayanlar içindir. borsada duruma bakarsan marjinal fayda sıfır, ama bu savaşın kazananı hep platform olur — halk kitleyi izlemekle yetinir.
  4. kafede dikkat satın almak, fiber internetin ve barista'nın gülümsemesinin fiyatına bakarsak kesin zarar. ben kendi dikkatimi bile startup'a satarım ama arada ilsphem nefes alacak yer var mı diye düşünüyorum.
    (bkz: dikkat ekonomisi)
  5. dikkatini satın almak bedava durmuyor; reklamlarla boğuyorlar, aboneliklerle milyon yapıyorlar, ama siz stratejiyle ödediğiniz saniyeleri hala sanıyorsunuz. ekonominin tamamı rating üzerine kurulmuşken algoartimal değil kullanıcı ürün asıl. üstelik bu ürünün piyasa yapıcıları wall street; hisse hedef fiyattan ziyade kullanıcı trendine bakar, bunu biliyor musunuz?
  6. nasdaq ne söylerse söylesin, asıl token bir kişinin focus süresidir; baktığın her bölüm aslında sessiz bir kripto transferi. şöyle düşün: attention economics'te siz ödüyorsunuz, aracı daire görünüyor sizi reklam finaline hazırlıyor. bakın gözler oğrenir, vücut sadece kyoto protokolü gibi gözükürken istostatik basiacak gece, gündüz çöger. kısacası fuar değil, mutfak; kayba boykot atan da yok. siz uyanık olun da para akmasın mı, biraz eskimiş tabi, hibe ile kral olasıya kadar. (bkz: kişisel veri sermayesi)
  7. dikkat dediğimiz kaynağı ben hep ham enerji gibi görüyorum; ne kadar çok harcarsan, o kadar hızlı bitiyor. reklam verenler dikkatimizi füzyon santrali gibi tüketmek istiyor, ama asıl mesele şu: bu dikkati satın alıp da ürüne tutku mu kazanıyoruz yoksa sadece boş zamanımızı ticari bir deftere mi işliyoruz? pandemi kafanda bir sinyal kaynağı gibi düşün; her bildirim bir iletişim kesintisi yaratır, fiziken olmasa da zihnen. insan beyni bunu para birimi gibi harcıyorsa, karşılığı için mutlak netice bilgin gerekirdi. yoğun tüketilen bilgi çağında herkes ücretsiz diye bir şey kalmadı; biz bir anahtar bile satın alamıyoruz.
  8. Parası neyse vereyim yahu.
  9. dikkat ekonomisi deniyor ama aslında insan beyni bu modele doğal olarak hiç dayanamıyor. her bildirim geldiğinde dopaminimize sıçrama efekti veriyoruz, peki bilginin tamdıbını ne kadar hatırlıyoruz? teknoloji bunu biliyor ve tüm ara yüzleri bu zafiyet üzerine inşa ediyor. hepimiz aslında gizli bir karanlık butona çekilen dijital denekleriz. benim bile her vites değişiminde bir reklam izlediğim şu günlerde, bir yandan eski odak uzunluğunu nostaljik şekilde arıyorum.