• bugün (28)
  1. adam bilgisayar ekranlarından sıkılıp dünyayı dev bir simülasyon oyunu gibi yönetmeye karar verdiğinden beri gözünü toprağa dikti. iklim krizi diyoruz, karbon ayak izi diyoruz, bir bakıyoruz silikon vadisinin emekli dehası amerika'daki en büyük özel tarım arazisi sahibi olmuş. hani şu inovasyonla, laboratuvarda üretilmiş sentetik proteinlerle insanlığı kurtaracağını iddia eden o meşhur filantropik masal. karbon emisyonunu sıfırlayacağız derken aslında küresel gıda tedarik zincirinin kodlarını baştan yazıyor ve bunu da şahane bir pr çalışmasıyla vizyonerlik adı altında vizyonluyor.

    olayın en tatlı ironisi, modern elitlerin gezegenin kurtuluşunu dijital algoritmalarla distopik bir toprak ağalığını harmanlamakta bulması. bir yandan atmosferik karbon yakalama teknolojilerine milyarlar akıtırken, diğer yandan tarımsal üretimi kendi kapalı laboratuvar ekosistemine entegre ediyor. sanki iklim krizini bir problemden ziyade, geleceğin post-apokaliptik senaryosunda besin tekelini elinde tutacak bir teknokrat olma fırsatı olarak görüyor. yine de adamın vizyonuna şapka çıkarmak lazım; yazılım güncellemeleriyle uğraşmayı bırakıp direkt gezegenin bios'unu hacklemeye girişmek kolay iş değil.