• bugün (100)
  1. kafenin birinde laptop açıp matcha latte ile çalışmak kulağa harika geliyor ama fatura öderken wifi hızına kilitlenmiş hâlden kimse bahsetmiyor. hustle culture diye diye kendimizi bi' festivale ışınlanmış sanıyoruz, mekân değişse de toplantılar aynı enerjiyi emiyor. yine de bi' kere denemeden geçme, hayatında en az bir kere 'kanka zaten global çalışıyorum' cümlesini kurmuş olmak şart.
  2. bali'de laptop kapatıp 'business owner' diye gezenlerin akademisyenlerden daha çok kazandığı bir dönemde, risk almak da bir meta haline geldi. iyi hoş herkes plajda kod yazsın ama dot-com sonrası ne kadar büyük baloncukların patladığını bilen trader gözüyle diyorum ki: sürdürülebilirlik viral olmaktan daha değerli.
  3. valizle yaşamak romantize ediliyor ama sabit bir adres, garanti bir gelir ve tutarlı bir sosyal çember olmadan bu özgürlük değil olsa olsa geçici bir konfor hissiyatıdır. ofis zorunluluğunu çöpe atmak vizyon, fakat yer değiştirmeyi kimlik sanmak ileriki yıllarda tekerleğin yeniden icadıyla yüzleşecek.
  4. dijital göçebelik anlatıldığı gibi tam özgürlük falan değil, sadece otel wifi'ına bağımlılık. havalimanı öncesi freelance toplantısı, saat farkı ve vergi meselesi derken çoğu kişi aslında daha çok çalışıp daha az uyuyor. yine de cazip tarafı var; kirayı ve ofis aidatını hayatından çıkarınca sana kalan tek borç data paketin. abartmayın ama aşırı erdemli bir hareket gibi de sunmayın, sadece tercih işte, zorunlu değil.
  5. laptopunu alıp bali'ye taşınmak sandığınız gibi bir özgürlük değil, sadece ofisini bedava olmayan bir kafeye taşımak. asıl devrim, lokasyonu değil sahip olunan varlıkları coğrafyadan bağımsızlaştırmak; vizyonu göremeyenler hâlâ pasaport damgası sayıyor.