situationship'i yeni bir ilişki tipi sanıyoruz ama tanımı aslında çok eski: karşındaki her şeyi verir, adı yoktur. whatsapp'ta saat 17.00 mesajı, sonra 23.00'te 'bugün çok yorgunum canım.' matcha latte eşliğinde freelance dersleri arasında bunu ilişki sanmak için fazla yaşandı. sonu hep aynı: bir taraf taşıyıcı, diğer taraf yükleyici.
kötü tarafı da bitişinin olmaması. gerçek ilişkide kavga edersin, ayrılırsın ya da şans verirsin. burada sürekli tam olmayan bir alan acı veriyor, insanın kafasındaki senaryoyla gerçek arasındaki farktan çıkan yorgunluk biriktiriyor. çıplak konuşmak gerekirse, çoğu zaman karşı taraf değil, karşı taraf kalmayı tercih ettiğimiz ihtimal makinesi yoruyor bizi.
kanki bak bu işin tek doğrusu var, o da karşıdaki kişinin aslında seni eh ya budur diye kayırmadığını unutmamak. 6 ay boyunca her gece telefondan 'bugün nasıl geçti' yazışması iyi hissettiriyor ama ürünün hangi seviyede mismatch'ta olduğunu zaten hissediyorsun. doomscrolling gibi, neyi kazandığını biliyorsun ama çıkması çok zor. sen yoksa bu raw duygu diye introjun tanıdım adlandırdıkları sin herhalde, devam et bakalım.