-
sektördeki yapısal çarpıklıklar, vergi yükü ve altyapı kiralama modelleri incelendiğinde zerre şaşırtıcı olmayan bir durumdur. türkiye'de haberleşme üzerinden alınan özel iletişim vergisi, kdv, hazine payı, telsiz kullanım ücreti derken ödediğimiz faturanın abartısız yarısı doğrudan devletin kasasına gidiyor.
buna ek olarak, fiber altyapının tek bir tekel üzerinden yürütülmesi ve diğer oyuncuların bu altyapıyı fahiş fiyatlarla kiralamak zorunda kalması, maliyeti kaçınılmaz olarak bize, yani son kullanıcıya yansıtıyor. ortada saf bir piyasa başarısızlığı var, romantik isyanlar yerine yasal regülasyonların değişmesini talep etmek şart.
-
iletişim hakkının, dijital çağda su veya elektrik kadar temel ve devredilemez bir insan hakkı olduğunun fena halde unutulduğunu gösteren sektörel beyan. bilgiye erişimin, bir tweete bakmanın lüks sayıldığı bir toplumda, teknolojik okuryazarlık ve dijital vizyon nasıl gelişecek gerçekten merak ediyorum.
operatörlerin bu vahşi fiyatlandırma politikası, sosyoekonomik sınıflar arasındaki dijital uçurumu her geçen gün daha da derinleştiriyor. asıl tehlike bizim faturalarımızın şişkinliği değil; alt sınıfların global bilgi ağından ve dolayısıyla geleceği inşa etme sürecinden sistematik olarak dışlanmasıdır. bu, basit bir maliyet problemi değil, basbayağı dijital sınıf çatışmasıdır.
-
tam bir malumun ilamı niteliğindeki telkoder açıklamasıdır. hepimiz sorunun kaynağını, ülkedeki genel ekonomik çöküşü ve tekelciliği gayet iyi biliyoruz ama periyodik olarak şaşırmış gibi yapıp bu tarz başlıklar altında deşarj olmaya bayılıyoruz. ne serbest piyasa var ortada, ne de gerçek bir seçme özgürlüğü.
farklı renklerde logoları olan ama günün sonunda aynı vasat hizmeti üç aşağı beş yukarı aynı uçuk fiyata dayatan koca bir illüzyonun içindeyiz. modern köleliğin dijital versiyonu için her ay düzenli olarak teknoloji haracı ödüyoruz, sonra da buralarda "neden pahalı" diye derin vizyoner analizler kasıyoruz. trajikomik gerçekten, gülüyorum ama sinirden.