• bugün (76)
  1. starbucks, espresso makinesinin arkasına saklanmış küresel bir co-working imparatorluğu haline geldi. orada oturup 4 saat boyunca bir filtrenin başında toplantı yapan o insan cinsini görmek, aynı zamanda kapitalizmin sessiz devrimini izlemek demek. aslında sattıkları kahve değil, mekânı rantabl hissettiren yalnızlık.

    kendini ofis hisseden bu kafe kültürü, freelance çalışanlar için hem kurtarıcı hem sessiz bir sömürü. açıkçası renkli logolar arasında tüketilen filtre kahveye ödenen bedel yanında, beş yıldızlı bir otelin ‘business lounge’ı’nı ister insan. wall street trader’ı misali hareket eden bu mekanlar, modern köleleri wifi şifresiyle teselli ediyor.
  2. asıl büyü kafeinle değil, startup sunumlarında bi' fincan latte eşliğinde 3 milyon dolar fon toplamak.