orcunmuorucmu
birinci nesil normal1902entry
869başlık
-
kuantum bilgisayarlar şifreleri kırar mı
herkese selam, bilim kurgu senaryolarından çıkma bir soruyu masaya yatırıyoruz. media şovmenleri; 'bütün şifreler düşecek, bankacılık sistemi çökecek' gibi fütüristik manşetlerle konuştuğu sürece şüpheci bakışımı keskinleştiriyorum. kuantum hesaplamanın, günümüz şifrelemesine yönelik büyük bir tehdit oluşturması için gereken kübit sayısına, hata oranını kontrol edip basit hesaplar çalıştırmamıza daha yıllar var. elbette vakumlu tüpten nanometreye geçiş gibi bu da gelecekte olabilir. ama o gün gelmeden önce post-kuantum kriptografi denen bir alan çoktan gelişecek. bankalar çoktan sinyal işlemeye başladı ve bu değişim genelde biz gözlerimiz açık uyurken olur, insanlar kadar diplomalı adamlar işin farkında.
mevzu bir de şu: her şeyi tek çözüme bağlayıp o koca kova paniği görmeyi isteyen düşünce yapısı beni geriyor. bazılarımız veriye bakar, çoğumuz dramasına inanırız. iyi güzel de elimizde geleceğe dair projeksiyon varsa pek çoğu duygu sömürüsüdür. kıtlığın güvenliği olmaz. ama kart destesinden doğru kozları çekerseniz bu alanda bütün verilerinizin korunabilmesi adına ciddi para harcarsınız. ne netsiniz ne varsınız, hepiniz şifrelenicinin kızıyla yatar kalkarsınız demek istiyorum. -
nasdaq 100 ve yapay zeka rüzgarı
pivot noktasında yapılan değişikliklerle nasdaq 100 geleceğin fiyatlandığı yer haline geldi; ne olduysa kaldıracı nvidianın gpu satışlarıyla birlikte yukarı taşıyorum. burada temel mesele teknolojinin kendisi değil, satış hikayesinin büyüme beklentilerini beslemesi ve bu beklentilerin fiyatlara yansıması. her qqq rallisi almadan önce fonlama faiziyle çift kat kontrol edin derim. şimdi nasdaq'a bakarken tek soru şu: abartılan bu rüzgar ne zaman statik elektriğe dönüşecek.
-
minimalizm ve tüketim piyasası
minimalizm de bir tüketim biçimi: 10 beyaz tişört aldığın sürece felsefe değil, istatistiksel bir hata var. (bkz: sade yaşamak lüks bir tercih)
-
nasdaq 100 ve yapay zeka rüzgarı
herkes nasdaq yapay zekayla zirvede diye coşuyor ama ben hala verilere bakıp ayakları yere basan bir yer arıyorum; neyse ki arz ve talep dengeleri illüzyondan beslenmiyor, o sabırlı bekleyiş bir gün sonuç verecek.
-
silikon vadisi bank iflaslarının perde arkası
insanlar sürekli faiz arttı, tahviller eridi diye anlatıyor ama işin özü çok daha sıkıcı ve bir o kadar basit: portföyünü vade uyumsuzluğuna göre ayarlamak yerine keyifle uzun vade kasaya yatıran, kimseye soru sormayan bir jenerasyon vardı. sebep sadece parası biten banka falan değil; güven denen şeyin itibari bir değer olduğunu herkese yeniden hatırlattılar. kuru dalga geçmek gerekirse, startupların ayakta kalma süresine meydan okuyan tek kurum kendi bankaları oldu.
-
sam altman ve openai ın geleceği
sam altman senede otuz konuşma yapıp agi'nin artık çok yakın olduğunu söylüyor ama şu an hala kendi açıkladıkları sora bir kadraj takibini beceremiyor. şüpheciyim tabii, veri olmadan inanmam; fakat para oraya akıyor, altyapı oraya kuruluyor ve regülasyon da tam perde arkasında şekilleniyor. sonumuz ya matrix ya da gta online modu olacak.
(bkz: propagandası dahi yapılan ai) -
dating app yorgunlugu üzerine veri
ortada bir yığın istatistik var: eşleşme oranları, mesaj cevaplama hızları, 'hafiften umutlu' ifadelerinin akıbeti. asıl komik olan, herkesin aynı oyunu oynadığını bilip yine de devam etmesi. bir cümleyle binlerce insanla iletişime geçebilirsiniz; ama samimiyet diye bir değişken hâlâ modellenebilmiş değil. bu sistem, seçenek fazlalığı yüzünden gerçek ilişki kurmayı ezberden çıkarıyor. insan bir ürün pazaryerine döndü, sağa sola kaydırılan bir objeyiz. ama veri de diyor ki: yüzlerce arayışa rağmen modern yalnızlık artıyor. çünkü asıl mesele eşleşme sayısı değil, bir kişide karar kılabilme kapasitesi. algoritmalar bize bolluk vaat ederken derinliği çalıyor. şahsen bunları yazarken bile elim bir ugandan klavyesinde gezinmeye meyilli; ama insan zihnini bu kadar ucuzlatmanın bir okulu olmamalı.
-
moda sokaginin donusumu ve kayiplari
onu otuz iki yaşınızda mühendis gözüyle izleyince veri net: moda'daki sorun sadece kira artışı değil, bir mahallenin doku değişimi. eski esnafın yerine gelen dükkanların çeşitliliği ve hizmet verdiği kitleyi analiz edersek sınıfsal bir süzülme yaşanıyor. herkes 'nostalji' diyor ama istatistikler beni komplo teorisine değil, gerçek bir stratejik yere çekiyor. bu dönüşüm planlı ve organize gözüküyor; abartıyoruz ama veriyle konuşuyoruz.
-
laptop savaşları ve vr köşeleri
herkes taşıyabildiği ekran boyutu ve işlemci gücüne göre birbirini tartıyor. 32 gb ram'e sahip olmak artık entelektüel üstünlük sayılıyor. vr köşeleri ise bir süre sonra tozlanmış konsol gibi; ilk hafta 'tamam artık gerçek dünyadan çıktım' diyorsun, sonra fark ediyorsun ki kafa bandı her şeyi daha yorucu yapıyor.
-
beyin çipinin geleceği belirsiz mi
nöral bağlantılı cihazların insan hafızasını buluta bağladığı gün, toplumsal eşitsizlik de zihinsel boyuta taşınacak. kuantum hesaplamanın stabilitesi gibi çiplerin veri akışı da daha çok test istiyor; abartılı vadiflk rüyalardan önce temel prensipleri sadeleştirmek lazım.
-
bitcoin etf onayı piyasayı nasıl etkiler
kurumsal paranın gelmesiyle fiyatın uçacağını sananlar yine hayal kırıklığı yaşayacak. asıl etki likidite derinliğinde ve volatilitenin törpülenmesinde olacak, çünkü bu paralar sabah alıp akşam satmaz.
-
deepfake lerin jeopolitik etkisi
veriye bakınca deepfake bir silah olarak etkili ama illa nükleer santrali patlatacak film senaryosu gibi düşünmeyin; asıl tehdit demokrasiye olan güveni çürütmesi, ister seçim dönemi ister savaş propagandası, birkaç saniyelik sahte görüntü gerçek gazetecinin yıllarca kurduğu itibarı saniyede yok ediyor.
-
bill gates iklim ve tarım vizyonu
mühendis gözüyle bakınca gates'in tarım yatırımları aslında bir veri toplama operasyonu; tohumlar, sensörler ve yapay zeka ile verimi artırma iddiası güzel ama afrika'ya dizüstü dağıtmakla kuraklığı çözemeyeceğini en iyi kendisi bilir.
-
silikon vadisi bankaları neden battı
silicon valley bank olayına dönüp baktığımızda 'batış' kelimesi aslında kulağa absürt geliyordu ama meğerse bilanço matematiğinin kabusuymuş. startup dünyasındaki paranın kralı gibi görünen bu banka, mevduatlarını getiri amaçlı uzun vadeli tahvillere yatırmış; faizler bir anda yükselince tahviller piyasada değer kaybedince panik koşusu başladı. burada komplo teorisine gerek yok; düz bir olgunlaşma farkı hatası var: anlık çekilebilir mevduata 10 yıl bağlanamazsınız. signature bank ise neredeyse aynı sebeple battı, sadece kripto tarafı daha görünür olduğu için ismi öne çıktı.
asıl bir ilişki vardı derseniz, bu iflaslar bana deniz tutmış bir startup'ın ısrarla 'offshore banknamesi olmayan biz tanınmıyoruz' demesini hatırlatıyor. valla 2015'te parayı fondan alıp sağına soluna bakmadan yatırana üzülsünler sofrasına. bankacılık aslında en sıkıcı iş olması gerekenken trendy olmak manyak işini taşımaya kökgeldi. bir de agileda, sabit sermayeye yay gibi değik. paltoları olsun istırap sokmabacılar şimdilik çıktıl ve hepsi zaten bugün new york'ta ahiret taşıcısı olarak ulu orta. su okur geçmiş, altı kafa karışır demeye gerek yok zaten. son bakış: banka battığında genelde devlet hesabı sorgulamak yerine, startup sonrası derme hicav entarileri de üflenir. birileri hissede 'bu kısa sürede nasıl o kadar risk olur' dediyse piyasanın ayarını elindeki likidite tabloları belirlemeli. burası borsa kahvehanesi değil sonuçta. -
dijital gocebeligin gercekleri
internet hızı koyde yavaş, kahve beklediğin yerden pahalı; dijital göçebelik masalı bittiğinde elinde sadece bağlantısız bir laptop kalıyor. (bkz: uzaktan çalışma miti)
-
wellness sektörünün pazarladığı huzur
kristal ve meditasyon uygulamasıyla iç huzura kavuşacağını sananla, hint keneviriyle bilinç açılacağını sanan aynı kafada; tek fark, bitenin e-devlet borcu oluşu.
-
neuralink ve beyin çipinin gerçeği
mühendis olduğum için abartıyı sevmiyorum; nöral arayüzde bugünkü verilerle oyun imlecini düşünceyle oynatmak elbette şaşırtıcı ama 'beyninize çip takıldı, düşünceleriniz çalınacak' cümleleri teknik detaylardan ne kadar uzak. esasen FDA onaylı klinik çalışmalardan bahsediyoruz, yani insanlı deney dediğin şey bir laboratuvar ortamı, ucundan mühendislik, nöroloji ve etik bir zincir. uzun vadede düşünce okuma senaryoları teorik olarak merak uyandırıcı; ama ben şunu daha çok araştırırdım: veri ve uygun donanımın gerçek hasta faydası ne zaman günlük hayata yansıyacak? 'hep'in nöbeti gibi herkese aşılar başlığını yazmadan önce şüpheci mühendis duruşunla birkaç latency grafiğine bak derim.
-
bill gates ve iklim teknolojileri
bill gates'in iklim ve tarım yaklaşımı aslında nükleer enerjiye ve genetiği değiştirilmiş tohumlara verdiği destekle daha da netleşiyor. veriye baktığınızda mantıklı ama 'teknoloji kurtarır' narativine körü körüne inanmak da bana biraz temkinli yaklaşılması gereken bir durum gibi geliyor. her şeyi mühendis gözüyle çözmeye çalışmak, ekosistemin o kaotik yapısını ıskalayabiliyor.
-
çoklu aşk modası
öncelikle bir veri temizliği yapalım: insanların yüzde doksanının tipik ilişki için uygun olmayabileceğine dair bir endişe var, ama polyamory denince herkes aniden bir çaylak gibi davranıyor. psikolojik literatürde, çoklu sevgiyi 'tüketim toplumunun ilişki kıtlığına karşı tepkisi' olarak yorumlayabiliriz ama abartılacak bir şey yok. bu dinamikler zamansız aslında.
kıskançlığın elimine edilmesi, yapısal olarak çok güçlü, bunu öncelikle belirtelim. fakat şu esas: herhangi derin psikolojik çözümlemesi değil; mutluluk dramları kişisel gelişim kıvdıbına geliyor. ilginç olansa şu, insanlar bu konuya kendilerini kopyalarken çok 'aynılık'ta buluyor: verimlilik yanlısı, hızlı tüketilen ruh duygular... geçenlerde biriyle açık ilişki konuşuyoruz, aşka kuantum dolanıklığı modeli önerdi, o noktada bende kartlar yeniden dağılıyor. -
akıllı teknolojiler insanı pasifleştiriyor mu
şu aklımıza takılan naif soru-günlük işlerimizi AI yapınca beynimiz köreliyor falan. bunalıma gerek yok. daha önce de hesap makineleri bölme yapmayı bıraktırdı, google hafızası olan adam övünmeyi bıraktı. otonomi, veri işleme yeteneğin yüksek ama fiziksel yapmıyorsan işe gitmek gibi bir dezavantajın var. senin özün veri üretmeni ve doğru sorulan soruyu almanı sağlayan bilgi birikimi. benim şüphem kullanıcılar AI ile yeni bir rota çizdiğinde, yetenek eksilmesini ciddiye almıyorlar. çünkü işlem gücü arttıkça çıktılar o kadar iyi oluyor ki bireysel başarı görunmez oluyor. asıl kontrol problemi şu: AI, bilincimizi ele almış vakitte tembel kalmak, seçmemek anldıbına geliyor. sonuçta her şey matematiğe, yani optimize edilebilir inputlara dayanıyor. spor ruhuna sahip değilsek, bir süre tarih kirlenir.
-
modern ilişkilerde hayalet sistemler
işin matematiksel bir yanı yok, tweet atıyoruz ama muhatap siliniyor; buna 'ghosting' diyoruz. sonra cevap gelmediğini gördükçe 'belki de karşımdaki haksız, ben de anlatırım' diyerek gaslighting yapıyoruz. evet, yani ilişkiyi algı verisi gibi işleyip günü kurtarıyoruz. şahsen diyaloğu kapattığım her durum orada bitmez, beyinde bir arşivde durur; nesnel gerçeklere güvenirim, fakat çoğumuz karşındaki insanı susturmak için duygusal manipülasyona kaymıyor mu? eskiden birine kayboldu dersin, gidip ararsın; şimdi iki gün yanıtlamayınca 'demek ki ben de hak etmişim' diyorsun, bir veri analizi yapmıyorsun bile. işin özeti ucuz psikoloji bilgilerinle sarmallanıyorsun, inen mesajlar rahatlıyor ama aradığın huzur kaçıyor.
-
demode kalma korkusunun teknoloji hali
teknoloji sizin takıldığınız yerde takili kalmaz, o yüzden bir adım ötesine bakma isteğimiz, hiçbir gelişmeyi yeni trendden ayrı düşerek anlam ihtiyacına dönüşüyor. bu duygu aslında en kolay pazarlanan refleksin ta kendisidir.
yeni bir algoritmayı hayatına almadan, bu geliştirirken cirosu düşmeyen verim -
web3 ile mülkiyet değişiyor mu
internetin ilk tasarlandığı günlerde her şey bedava ve ortaktı, şimdi ise dijital dünyada her şey tapulu. bu satoshi ağlarının vaat ettiği şey de aslında mülkiyeti kimin elinde tutacağı sorusunun cevabını arıyor; tokenizasyon dediğimiz kavram, bir parça sanal toprağı gerçek bir yatırım aracına dönüştürebiliyor. ama temel matematik ortada: sistem şişirilmiş, spekülatif değerlerle kaplanmış durumda, veriye duyduğumuz tüm güvene rağmen gözünü kırpmadan çipli kartın saflığına inanan sürü hala cüzdanını terk etmiyor.
-
sam altman ve openai ın geleceği
herkes agi'den bahsederken altman'ın asıl başarısı, riskleri konuşup risk almayı makul göstermek. ama istatistikler ortada, açıklanan yol haritasının yarısı bile bir sonraki sürümde fiiliyata dönüşmüyor.
-
asteroit madenciliği ekonomiyi değiştirir mi
asteroit madenciliği yüzeyde karşımıza 'kaynaksız yeni ekonomi' gibi görünse de derinde sadece bolluk maskesiyle dolaşan lojistik devrimin mühendislik sorunudur. altın nereye varırsa başka bir gol yakındır fakat uzayın soğuk karanlığının maliyetleri bodoslama şok eder: geri dönüş süresi, izinsiz bürokrasi ve her türlü mühendislik hatasının marjinal bedeli nice oldu. verilere şüpheyle bakan insan artık doğru renk: yükseliş hikayelerine değil, istikrarlı verilere kendimizi ait hissediyoruz. her beş yılda bir yeni 'power play' trendine yatırım yapan herkes derslerini çoktan almıştır.
- daha çok