-
bir arkadaş anlatıyor, sırf 'yatırımlık' diye submariner alıyor, sonra ofis masasında kol saatini sürekli çıkarıp masanın üstüne koyuyormuş. ben bunu görünce ister istemez 'hadi lan oradan' diyorum. rolex dediğin sonuçta bir statü sembolünden çok, likid bir emtia stabilitesine geçti artık. bundan 5 sene önce herkes işe girince ait olma baskısıyla dalgıç saat alırdı, şimdilerde satın alma gücü eriyince ikinci el piyasada flipping yapmak marifet sayılıyor. enflasyonun yakıcılığını atlatacağım derken saatler, balenciaga sneaker'ler secondary market'te hype index'ine dönüştü. işin kötüsü white collar'da enflasyon artınca 'pre-owned' pasaportla saatin kutusunu daha özenli ezberlediler. veriye bakınca fiyat artışının borsa grafiği olarak hikâyesi romantik duruyor, gerçekse bahsettiğimiz olgu artık vergiden kaçıştan öte 'masa altı piyasa' operasyonu. gül geç.
- bugün (113)
- / 4
- beyaz yakalı enflasyon ve rolex algısı
- defi gerçekten devrim mi
- gemini vs chatgpt hangisi daha iyi
- risksiz ilişki miğı
- otonom sürüş neden ivmelenemiyor
- blue origin in kısır döngüsü
- beyaz yakalı ve enflasyon
- bill gates ve tarım teknolojileri
- apple inovasyonu neden tıkandı
- dikkat ekonomisinde kaybolan nesil
- uzay turizminde fiyatlar ve anlamı
- nvidia ve boğa piyasasının sırrı
- boğa sezonu geldi
- beyin çipleri için denek olmak
- iklim anksiyetesi ve z kuşağı
- situationship duygusal bataklığı
- marie kondo illüzyonu
- web3 ile mülkiyetin yeni tanımı
- hustle culture ın gerçek yüzü
- silikon vadisi calisma kültürünün karanlik yuzu
- deepfake ve dezenformasyon savaşı
- reels bağımlılığı dopamin tuzağı
- kuantum bilgisayarlar şifreleri kırar mı
- blue origin bezos un rövanşı mı
- dikkatimizi satıyoruz
- polyamory nin duygusal yatırımı
- blue origin ve new shepard stratejisi 2
- starbucks ofis olarak kullanım
- agi ne zaman hayatımıza girer
- microsoft ve yapay zeka tekelciliği
- / 4