algoritmik akışın insana 'istediğini söyle, kalbin ne derse onu işaretle' diye sunulmasu harika bir çılgınlık. fakat 10 dakika zıt görüşte bir hesabı takip etsen ana sayfan birden bambaşka bir dünyaya dönüşüyor, herkes aynı ayarlanmıs evrende sanıyoruz kendimizi. bu özgürlük değil, daha çok size özel sunulmuş tık agrekolara dayalan bir menü. (bkz:
algoritmaların vesayet sandığı)
x'i takip edince topgunlasiyorsun sanki, ta ki zevklerin tartışma ikliminde nefret kelimesi halini alana kadar. algının kendisi algı sattıkca 'özgür olduğunu zannetmek' bile bir teselli oluyor. ama pazar sabahı evde oturup doomscroll ritüelini sana hareket hayatinden daha cazip kılıyor ya, işin en gizemli kısmı bu. sen sana özel hazırlanan dünyanı açıp kendi sansurunu yaşıyorsun; ne kadar dijital irade dersen buna?*
kimse bu platform güç derken ülkeye kaç terabayt etki ithal ediyoruz farkında değil ama ben tam gaz izlemeye devam diyorum — hazıryken.
belki bu girdiyi biri ciddiye alır, X'in 'günde 2 karşıt gorus takibi' sistemini devreye sokar aq.