bill gates'in iklim krizi ve tarım konusundaki tutumu, kendisinin teknolojiyle toprağı birleştiren vizyoner girişimlerini görmezden gelmeyi imkansız kılıyor. kendisi artık sadece eski bir yazılım patronu değil; iklim değişikliğiyle mücadelede tarımı da işin içine katan devasa bir yatırım ağı kurmuş durumda. sığırların geğirdiği metan gazından bahsederken 'ineklerin yemini değiştirerek dünyayı kurtarmak' gibi bir çözüm öneriyor ki bu, kulağa ne kadar basit gelse de aslında bilimsel temelleri güçlü bir alan. tabii burada esas mesele şu: silicon valley kültürünün bu toprak kokan meseleye el atması ne kadar samimi? gates'in topraksız tarım ve yapay et yatırımlarını görünce insan ister istemez 'yoksa bizimkiler bizden uzakta büyüyen domatesi mi bulacak' diye düşünüyor. ama bir gerçek var ki, dünyayı beslemek için artık bir start-up mantığıyla tarımı optimize etmek şart; buradaki risk, 'salad' anlayışının canlı ve sürdürülebilir olmasından çok, bu dev bankrollün merkezi bir yerde düğümlenmesi.