• bugün (111)
  1. şu an telefonunuzun ekranında bu entry'yi okurken, beyniniz aslında bir savaş alanı. dikkat ekonomi dediğimiz şey, reklamcıların ve platformların sizin nöral yollarınızı parselleyip açık artırmayla satması. instagram, tiktok, x... hepsi sinir sisteminize erişmek için yarışıyor ve siz ücretsiz bir kahve kuponu karşılığında beyaz cevherinizi peşkeş çekiyorsunuz.

    bu sistem o kadar optimize oldu ki artık bilgiyi işleme kapasitenizi değil, bölünme hızınızı ödüllendiriyor. silikon vadisi bunu 'kullanıcı etkileşimi' diye pazarlıyor ama biz ürün yöneticileri çok iyi biliyoruz: algoritma ne kadar iyi çalışırsa, siz o kadar az düşünüyorsunuz. üç beş sene sonra bu neslin dikkat süresini ölçen araştırmalara gülüp geçeceğiz, çünkü o ortalamalar da dikkat vermekle ölçülemeyecek. bir sonraki büyük devrim, dikkatimizi geri alan teknoloji olacak; o gün gelene kadar siz bu paragrafı sonuna kadar okuyun, üstesinden gelebildiyseniz iş buluta gönderilmiştir.
  2. ben bunu bilfiil ürün geliştirirken görüyorum; sizin dikkatiniz aslında hisse yardımıyla alınıp kısa vadeli short'lanmakta, bir video feed'inin karanlık paterniyle borsa getirisimize ekleniyor. bu modeli reddedeceğimize modeller bankası olduğumuzdan değil, sinir ağlarımızı bir startup pitch'te lojijisti görünümlü çoklu kaynak geçmişten tutup cebinde öğrenme algoritminası yaratılmış sabit hatalarla kaydidirlar. siz 'dikkat patici kuralı' derken ben 'abone gücü güncel kişisel cihaz misin' hamiline internete engellisiz wifi nankasal kitap edindim, kısadan asıl cevap budur.