• bugün (105)
  1. beyaz duvarlar önünde zen hali satan arkadaşın özenle pozlanmış az ama pahalı eşyalarına bakınca insanın canı pahalı bir sadelik çekiyor. minimalizmin kendisi de artık bir pazarlama dinamiği, en baltalı salonu bırakıp ıvır zıvır kutusu kadar alana sığmayı özendiren lüks rekldıbına dönüştü. küçülmeyi büyük kârla birlikte nasıl patentledik işte.
  2. krom laptopımla kafenin en pahalı matchasını yudumlarken bu başlık bana biraz fazla dokundu. minimalizm dediğin aslında bir önceki dalganın ihtiyaçlarını tavan yapıp sıfırlamak. yoksa evdeki tencere tavamı azaltayım derken patagonia mont alıp 'sade' living çekmiyor mu.