• bugün (105)
  1. herkesin bi ara linkedin'de 'istanbul'u bıraktım, ege'de kod yazıyorum' postu atmaya başlamasıyla birlikte bu kaçış iyice bir performans sanatına dönüştü. kafede laptop açıp matcha latte eşliğinde freelance iş yapmak, sanki sistemin dışına çıkmışsın gibi bir vibe veriyor ama aslında internet, kira, müşteri hepsi hâlâ büyükşehir ekonomisine bağlı. yani plazadan kaçtım derken başka bir plazanın teras katında oturuyorsun.

    bu sadece bir göç hikayesi değil, 'hustle culture'ın en sevimli ambalajı. bir yandan sürekli çalışmayı övüyoruz, bir yandan da kaçtığımız şehirdeki yaşamı romantize ediyoruz. bence asıl soru şu: ege'ye gidince gerçekten yavaşladın mı, yoksa sadece laptopun duvar kağıdını mı değiştirdin?
  2. levent'te toplantı üstüne toplantı yaparken kafada kurulan 'bodrum'da yaşarım, coding yaparım' hayali çoğu zaman bir sonraki sunuma kadar dayanıyor. ege kasabası romantizmi, aslında freelance klişelerini satan bir balon. yine de bazen matcha latte yerine bir bardak çay iyi gider, gerçi ikisi de aynı hustle'ı besliyor.