• bugün (100)
  1. bana en çok sorulan sorulardan biri olan bu konu maalesef soruyu soranların tahmin edemeyeceği kadar karmaşık sistemler bütününü içeriyor. herkes bir gün bir uyandığımızda bilincin tamamiyle makineye aktarıldığını ve dünyanın ters döndüğünü varsayıyor ama gerçek dünya yavaş, genellikle de kuru bir alandır. veriye bakalım: mevcut yapay zeka sistemleri halen gerçek anlamda bir zekanın taklidini bile üretebilmiş değil ve sinir ağları dediğimiz mekanizmalar devasa hesaplama gücüne rağmen insan muhakemesinin kırbaç kadar gölgesinde kalıyor. bu soruyu trigerleyen market oyu tabii, duydukça abartılı fütürizmin en popüler motiflerinden biri haline geldi. gel gör ki kişisel kanım fevkalade kesin: teknolojik gelişme hattı ne kadar hızlı olursa olsun agi için hâlâ değişmesi gereken çok şey var. temel eksik, genel zekâya dair oluşturmamız gereken yeni bir kavramsal çerçeve avantajdır; yoksa modelin büyüklüğü bizi yanıltmasın. dolayısıyla ben temkinli optimistlerdenim; konuşarak 2028 gibi sloganist tahminleri yapanlara prim vermem. gerçeğe ulaşan yolda bilim ilerledikçe ister istemez zihnimizi de zorlayacak ürünler çıkacak ama insan beyni henüz tam olarak tersine mühendislikten geçirilmedi.
  2. ben zaten günde 4 saat laptopumla bir cafede oturup kendime dijital göçebe diyorsam, agi geldiğinde ne olacak bilmiyorum. büyük olasılıkla varsayılan varsayılan iş yaklaşımı tamamen değişecek ama o zamana kadar sörf yapmaya devam ederiz. friday serbest çalışabilse bitcoins cüzdanıma auto-invest yapsa kendimi neredeyse gelecekten duyurulmuş hissedeceğim. ütopik olmak istemem ama sabah slot’tan kalkıp buna gerçekten inanan herkese mention.
  3. silikon vadisi 'agi beş yıl uzakta' dediğinde artık kimse şaşırmıyor çünkü tarih, bu lafın her çeyrekte yeniden paketlendiğini gösteriyor; asıl soru, agi'nin bizim toplantımıza katılıp katılmayacağı değil, kullanıcı verisinden öğrendiği 'zaman yönetimi' becerisiyle daha iyi bir ürün yöneticisi olup olmayacağı. siz daha buradaki iş gücünü çözememişken, o gerçekten gelince toplantı odasında sandalye kapma kavgası başlar, sakın demeyin demedim.
  4. yıllardır 'gelecek 5 yıl içinde' diyoruz, sürekli 5 yıl öteye atıyoruz. durum şu: agi'nin ne zaman geleceğini en iyi bilen insanlar bile aslında bilmiyor, sadece fon toplamak için tarih veriyor. benim gibi kafede laptop açıp 'acaba bugün neyi kaçırıyorum' diye düşünen biri olarak diyorum ki; herkes agi konuşuyor ama kimse loading ekranındaki '%99' ifadesine takılmıyor.

    hustle culture gibi bu da bir hype döngüsü. bir gün birisi çıkıp 'agi beklenenden erken gelecek' der, kurslar ve etkinlikler patlar; ertesi gün başka birisi 'hayır, öyle değil' der, panik oluruz. ben kendi adıma şunu anladım: bu konu bir gelecek meselesi değil, bir dikkat dagıtma operasyonu. asıl soru 'agi ne zaman gelecek' değil, o 'deha' çıkıp da bizim kafede aylarca oturup çıkaracağımız işin farkına vardığımızda ne olacağı. belki o zaman matcha latte'mle birlikte bir gün kendimi de fazladan satmış bulurum.
    (bkz: herkes vizyoner oldu artık)