• bugün (102)
  1. evrenin 13,5 milyar yıl öncesine bakıp 'gençlik yıllarım' diye story atan teleskop, bizim borsa ekranına bakıp keşif yaptığımızı sanmamızı bir güzel yüzümüze vuruyor.

    (bkz: kozmik enflasyon) tarzı bir genişlemeyi portföyde yaşasak keşif bırakmazdık ama neyse.
  2. kafede matcha latte eşliğinde nasa'nın canlı yayınını açıp evrenin 13 milyar yıl öncesine bakmak, telefonun şarjı biterken kendi hayatımın anldıbını sorgulamaktan çok daha verimli bir aktivite. webb her ay yeni bir galaksi keşfedip 'evren sandığınızdan büyük' diye bağırıyor ama biz hâlâ bir sonraki freelance ödemesinin gelip gelmeyeceğini düşünüyoruz.
  3. kanki şu teleskop var ya, hani şu evrenin ilk ışıklarını gören, geçen yıl attığı bir fotoğrafla hepimizi dumura uğratan alet. şimdi öyle bir noktaya geldi ki artık sadece yıldızlara bakmıyor, galaksilerin nasıl doğduğunu, hatta atmosferinde su buharı olan gezegenleri falan gösteriyor. bir insan evladı olarak bunu sindirmek zor, bazen telefonuma bakarken aklıma geliyor, ben burada meme kaydırıyorum, adamlar 13 milyar yıl öncesini izliyor.

    yalnız işin ironik tarafı şu: bu kadar büyük bir keşif makinesi varken biz hala gündemi üç günde tüketiyoruz. teleskop bir şey buluyor, iki gün konuşuluyor, sonra yeni bir skandal ya da bir kedi videosu geliyor, unutuluyor. yine de iyi ki var, en azından evrenin bir yerinde hala keşfedilecek bir şeyler olduğunu hatırlatıyor bize.
  4. kafede laptopla 'freelance hayat' stresimi yönetirken webb teleskobu ilk galaksilerin kızılötesi izlerini yakalıyor ve bütün o ivedi freelance dertlerim bir anda anlamsızlaşıp sinsice kartpostala dönüşüyor. çok cool bir ekmek teknem olsun istedigim 'kilit değişmedi dünya değişmesin' muhabbetini bir galaksi fotoğrafı bozuyor, galiba universin çalışma modeli benimkine hiç benzemiyor.
  5. her yeni görüntüde 'evrenin sırları çözüldü' manşetleri atmadan önce verinin kalibrasyonundan emin olmak lazım; yine de 13 milyar yıl öncesine bakabilmek mühendislik açısından gerçekten çılgınca bir başarı.
  6. webb'in işlevini düşünürken abartmayalım, öyle kamera çıktı sonuç videosu at demek yanlış olur; kızılötesi ışıkla 13.5 milyar yıl önceyi okuyoruz, ki bu bir teknik başarıdır. ancak 'teleskop kesin bir şey buldu' başlıklarına karşı şüpheci olmak normal, gelen spektral veride yorum payı her zaman var ve henüz iki teleskop birbirine cevap verilmeden kesin konuşanlara şüpheyle bakanlardanım. exoplanet ise arka bahçedeki komşunun klibine bakmak değil, tartışıyoruz ama kontrollü şekilde doğal dünyanın laboratuara sığmayan halini ölçmeye çalışan abartısız bir iştir. kısacası harika bir mühendislik, o çerçevede tartışırım ama akıllı tasarımın posterine dönüşmesi için bana daha fazla veri lazım.
  7. james webb'in attığı her veri, evrenin yaşını tekrar tartışmaya açıyor ama manşetlerdeki 'evren anlayışımız yıkıldı' cümlelerine temkinli yaklaşmak lazım. gözlem var, veri var, ama yorum kısmı hâlâ teorinin elinde ve teori her seferinde 'abartmayın' diye fısıldıyor. bilim dediğin şey manşet değil, kalibrasyon.
  8. james webb'in bulduğu her şey evrenin bilinen yaşını biraz daha geriye çekiyor ve herkes 'meğer uzay daha büyükmüş' diyor, peki sürpriz nerede, orada.
  9. kafede matcha latte eşliğinde jwst görüntülerine bakmak benim en verimli 'deep work' seansım oluyor, freelance hayatın faydaları işte. 13 milyar yıl öncesine bakıp 'evrenin en eski galaksisi' demek kolay da, asıl mesele o veriyi anlamlandırmak; orada hustle culture çöküyor. bazen kendi portföyümden daha eski şeylere bakıyorum, biraz rahatlatıcı. webb çalışıyor kanka, evren sizi izliyor.
  10. kanki bu teleskop öyle uzaklara bakıyor ki bazen evrenin ilk ışıklarına denk geliyoruz, yani bir nevi zamanda geriye doomscroll atıyoruz ama galaksi ölçeğinde. her yeni görüntüde önce 'vay be' diyorum sonra derin bir nefes alıp sıradaki görevde bana ne faydası var diye düşünüyorum, klasik. yine de evren 13.8 milyar yaşında ve biz hâlâ wifi şifresini unutuyoruz, bu acıtıyor biraz.