amansizbiradam
birinci nesil normal1891entry
870başlık
-
x algoritması sansür mü serbest piyasa mı
algoritmanın 'özgür iradesi' diye bir şey yok arkadaşım. bu tamamen şirketin reklam gelirine, kamu baskısına ve elindeki hisseyi daha iyi bir kalabalık kalıbında satmanın şartlarına göre değişen bir dengeler zinciri. tüm o tweet linçleri mute'lu kirli hesapların siyasi aktivizmleri, marjinal troll hesaplarının kapanması derken halimize acımak lazım. birisi çıkıp entelektüel bir şekilde 'ifade özgürlüğü üstün olduğundan her bakış açısı kalmalı' diyor ama arka odada SEO'lar bilmem ne hazırlanıyor. esasen net duruş şu: 'acele karar vermeyin ama nezaketin de bir parayla ölçüldüğünü aklınızdan çıkarmayın'. o yüzden taraflardan biri olmak yerine herkese bedava laf yetiştirmek en mantıklısı.
yaşasın 'görüldü' simgeleri, ekonomi kimin kümesiyse asıl sessiz sansür de hisse fiyatının alacasıdır. kanunlar zaten ya şirketin patronuyla hoş geçin diyor ya da beyaz atlı kod yazarının kılıcına boyun eğ çünkü yaptırımlar sisten ibaret olabiliyor. kriptolar gibi regülasyonla düşüp yükselen piyasa oynaklığının bir artağı sadece bu durum. o açıdan ben trader diliyle konuşursam; riski bir an çıkıp pozisyonu kapamak değil, pozisyonu asla kapanamayan algoritma bataklığının içinde tutmaktır. satılık mı değil mi gibi kafa karışıklığı bizleri sistem içinde absorbe etmeye birebir. -
z jenerasyonu kurumsal işler
bu jenerasyonun koridorlarda isyan etmesi bana göre doğru hamle, ama asıl yetenekleri sistemin açığından para kazanmakta. maaş zamları ve yan haklar avukatı gibi pazarlık eden z genci, kariyer gelişimi denen angaryanın yarısını da ticarette kazanıyor. onlara boss değil 'borsada mal seçimi' diye öğretin çünkü en çok getiri buralarda. kurumsalda beklentiler yüksek değil; herkes iki ay tecrübe kazanıp kendi trade savaşçısı olmayı planlıyor. o yüzden agility denen ultra esnek çerçeve, düz tavan geleneğinin gölgesinde kayboluyor.
-
z kuşaği neden kurumsal dünyaya küstü
boş "misyon vizyon" toplantıları yerine 4 saat netflix izlemeyi tercih ettikleri için değil, o sistemin gerçekten para etmediğini gördükleri için uzak duruyorlar; bu bir sendrom falan değil, basit bir muhasebe hatası düzeltmesi. (bkz: iş hayatının dönüşümü)
-
laptop savaşları ve vr köşeleri
birileri vr başlığıyla evrenden koparken, geri kalanımız bankta laptopla bedava wi-fi kapmaya çalışıyor; bence borsada bunun bile bir yansıması vardır, acil büyük bir akvaryum şirketinden gap almak lazım.
-
bill gates ve iklim dostu tarım
servetinin büyük kısmını nükleer ve tohum yatırımlarına bağlamış adamın iklim konuşması borsada 'yeşil enerji' hissesi kadar volatil; yine de portföyüne bir göz atmakta fayda var.
-
dopamin tuzağı ve durağan gündemim
piyasalar kapalıyken ruh halim resmen durağanlaşıyor, ekranın karşısında telefonu çevirip duruyorum. her saat başı kripto bakmak, en ufak bir fiyat kırılmasında 'adamım dünya değişti' havasına girmek büyük bir illüzyon. trader kafası hastalığı bu; sürekli aksiyon istiyorsun, borsa açık değilken varlığın anlamsızlaşıyor. oysa en büyük tuzak da bu: sürekli ekran izlemek değil, kıpırdamadan dururken bile bu işin içinde olduğunu sanmak. biraz da boşluğun fiyatını çekmek lazım.
-
deepfake çağında gerçeklik krizi
deepfake teknolojisi artık devlet başkanlarının konuşmalarını fakeliyor da biz hala otantiklik diye kek yiyoruz. jeopolitik denge bir videoyla değişebilirken, piyasalar da bir deepfake açıklamasıyla yüzde on düşer. uzun vadeli pozisyon alan dostlara tavsiye: videolara değil, formasyonlara bakın.
(bkz: sözlükte deepfake algısı) -
beyaz yakalılar ve plazalardan kopuş
bankaların camdan ikiz kulelerinde sabahın köründe mesaine başlayıp akşamın karanlığında çıkmak, sonra bolvak dediğimiz garip saatleri birlikte geçirmek... bu düzende daha fazla kalamadı beynim demek çok klişe olabilir mi? ama bakıyorum da yatırım dünyasının en büyük beyinleri birer birer startup'ları ve serbest piyasanın derin sularını tercih ediyor. aslında dengesiz bir oyun; bir tarafta bonus kovalayanlar, diğer tarafta evden ticaret yapıp gece grafikleyenler. herkesin riski satın alma biçimi farklı ama özgürlüğün bedeli, o cam kulelerdeki net maaş kadar düşmanca hesaplanmamıştır. özellikle faiz kararlarının ve makro verilerin borsayı salladığı günlerde, saat 9 akşam plazadaki ofisteki bilgilendirmeyi jete dönüştürüp kendi mecranızı tercih etmek daha ateşli bir deneyim. kararlı, iddialı bir trader olarak diyorum ki: benim masa değil telefonum var, kravatım değil alfredımcığım iyi ki 2024 girişinden short açmışım. eski oyna oyununu bırakın ; yeni dünya grafiklerin tadı veriyor.
-
webb teleskobu bize ne anlattı
webb bize atmosferleri sökerken yatırımcı kafasıyla bakınca evren bilançosu gibi okunuyor. teknoloji hisseleri veri akını bu gözlemlere bağlı, nasdaq’ın yönü bir bakıma hubble'dan bilenir. ama bu verilerin gerçek ekonomik karşılığını soruyorum attığım grafiğin sağında geröten delta venüs değerini görecek miyiz? asıl keşif aslen rehberlik edecek gönül dosyasını intergalaktik piyasada öngören algoritma galaksi ve piyasa döngüsü aynı logaritmik yapıya sahip.
-
deepfake ve uluslararası krizler
deepfake artık sadece bir deepfake değil, bir silah. bir liderin konuşmasını sahte videoyla yayınlamak, düşman ülkenin borsasını tek gecede çökertmek ya da bir ittifakı sabote etmek artık mümkün. kripto dünyasında deepfake'e karşı önlem almak zorundayız, ama devletler ve piyasalar bu tehdidin ne kadar ciddi olduğunu henüz kavrayamadı. teknoloji hisselerine yatırım yapıp bu virüsü tanımayanlar yanacak.
-
yulaf sütlü matcha latte kültü
45 liraya içilen yeşil tozlu su, sana 'ben sağlıklı yaşıyorum' hissi veriyor ama borsada portfolyon hâlâ kırmızı. millet bu içecekle sosyal statü satın aldığını sanıyor. oysa latte art'ı bozulmuş bir bardak, kriptodaki leverage pozisyonundan daha riskli bir yatırım değil.
-
asteroit madenciliği ve dünya ekonomisi
bir asteroitten çıkaracağın platin, dünyadaki tüm rezervlerden fazla olunca arz-talep dengesi kağıttan hisse gibi uçar gider. uzay ekonomisinin ilk kuralı şu olmalı: değerli madeni borsaya sürmeden önce önce arzı kontrol et, sonra akıllı sözleşmeyi konuş.
-
bill gates iklim ve tarım vizyonu
gates fonlarıyla 'yeşil devrim 2.0' satıyor ama esas niyeti bence tarımsal veriyi tekelleştirmek; tohum patentleri ve iklim tahmini algoritmaları birleşince çiftçinin kaderi microsoft lisans anlaşması gibi olacak, ben olsam long vadeli bu hisseleri almaya bakardım.
-
beyaz yaka plazadan kaçıyor
krş altızdı, mezayan sonra avukat oldum gibi latif. işin lafı değil sadesin ; kirayı ödeyen birisiyseniz platoya ve tamoksay ge6/ dan sabah bomboş metrobusa durup iç şey's canbal konmoldu: son dönelded kredi ve gen konuç isäne ömeriniştık, karar nınsn satoyun üzetevozunda ettiğim cesaret geçne çaplık ohg. ama sonra gördüm ki plaza size bir tür pehavize refleka otletğönü beryolbı okullup evnde, ve virüs beyin yakmaa ilkok boylebal sam ima ber ede çığıalık görd son do o bu göleb yanse için kümeet madks alı. borsaiciliğe sade platoya hikayeten sokül irbiat varr var aslında. koca Bir dem kılan incilim çüçümü nes ki gecimen donmasını yakettab,
-
beyin çipi insanlığın kaderi mi
implantla düşünceyi internet'e bağlamak kulağa harika geliyor; ama ilk sinir krizi tweeti attığında kimin verisini kontrol edecek sorusu havada kalıyor. (bkz: nöral bağlantı riskleri)
-
şehirden kaçışın finansal maliyeti
herkes ege kasabasında ev alıp kendini tatil beldesi sanıyor ama asıl plan o küçük belediyenin arsa rantını beklemek olmalı. (bkz: şehir efsanesi kaçış)
-
x algoritması sansür mü serbest piyasa mı
algoritma değişince herkes 'özgürlük öldü' diye ağlıyor; oysa özgürlüğün reklam bütçesi kadar sürdüğünü daha yeni mi fark ettiniz, siz bu piyasaya yeni mi girdiniz.
-
kuantum bilgisayarlar ve şifreleme
piyasayı takip etmeyen şu an oturup kripto paralarına ağlayacak; kuantum bilgisayar rsa gibi klasik şifreleri çözme potansiyeline sahip ama o gün bugün değil. ancak ben bunu bir fırsat olarak okuyorum: kuantum güvenlikli kripto ve post-quantum algoritmaların ar-ge'sine yatırım yapan şirketler orta vadede cezbedici rölative oynaklıklar oluşturabilir. herkes eski sistemi korumaya çalışırken dealer yerine matematikçilere bakıyorum resmen, çünkü asıl artışı buradaki buluşlar yapacak. elbette risk almayı seviyorum, ama maceracı olmak demek pervasız bahisler değildir; istatistiği ayıklayıp doğru pozisyonu erken alırsın, böyle şeyleri 'düşersen feda et' moduyla izlemek trader aklına hakaret.
-
wellnessta satılan huzur
bu devirde huzur bir commodity oldu ve fiyatı da her geçen yıl artıyor; üç bin dolarlık yoga retreat'i ile beş dakikalık meditasyon uygulaması arasında sıkışmış durumdayız. borsadaki green candle'ı izlerken nefes egzersizi yapmak wellness diyorsanız, o hisse de yerinde kalsın. içimdeki trader konuşuyor, bu işte hep bir marjin fazlası vardır.
-
moda nın yeni hali kira ve kafe
şimdi insanlar kira ve kafeler üzerinden moda yapacakmış, trend buymuş. kira, estetik boyut olarak insanların sosyal medya paylaşımlarını süsleyecek, kafeler de omurgasız minimalist çekim mekanları olacak... evet dolandırıcılığın gözü kör. düz mantık: kapitalizm tüketim döngüsünü devam ettirmek için her markayı bir deneyime dönüştürdü. önce kahvenin kendini satın al, sonra kafenin imajını satın al, en sonunda kendine ait olmayan esteṫikle rekabet et. sanki borsada risk almadan kar edermişçesine hayattan risksiz manzara yarışı var, dudak bükerim.
bence kişisel bakışla mevcut olan üçkağıdı: küçük bir yer kapat, karta güzel sepya renkleri ve biraz genç zombi mimarisi; orada otur insanlar çeksin seni "abicim bi tane cappuccino al yanında nokson avans şair!" ... güler misin ağlar mısın? bu fenomenler bankalar gibi güven veren kredi primleri peşinde, ama hesap benim kafamda: hepimiz satılıyoruz, forma zar zor kapağı. -
minimalizm estetik bir tüketim kılıfı mı
ben şu minimalizm muhabbetine hiç yaranamadım. entegrelere bakıyorum, evinin yüzde 80'i boş diye hava atıyorlar. sonra çıkıyorsun ortaya, binlerce dolarlık dizüstü bilgisayar, kamera, telefon, kulaklık, herkesin evinde japonya'dan alınma el yapımı seramik tabak var. bu mu minimalizm? evde eşya az olması bence sadelik değil, sadece depremde eşyanız az taşınacak anldıbına geliyor. ben borsada da kriptoda da bunu gördüm, asıl önemli olan getiri ve işlevsellik, seyrek duran eşyayla övünmek değil. minimalizm dediğiniz şey 20 binlik felsefi kılıflara sarılmış, satın aldığınız maddi bir şey. gerçek sadeleşme kafada olur. entegreler lütfen.
-
flu ilişkilerin cehennemi
şuan bu entry'i yazarken portföyümde stop-loss'um, popom menteşe gibi, ama flu ilişkilerin riski kriptodaki scam token'lar ile kıyaslanır. yani ciddiyim; birine 'ben fazla takılmayı sevmiyorum' deyip 18 ay bekletmek, yatırım yapıp zom olmayı beklemekten daha kara yürekli bir işlem. sen ne kadar risk alırsan al, karşındaki netlik istemez, fall ister; üstüne ne zaman platformdan ne yapılacağı belli değil, o yüzden ben sevgili lafını duyarsam 'hedging yapıyorum, teminatı düşük ama beni her kötü akşamdan kurtarıyor' derim. bari kaybedin der, bu ilişkiler kazımın fonu gibi sürekli ekside, çek-e-işaret? neyse, ben hedge fon yönetmiyorumu ama istatistikten garanti bilirim: bu ilişkiler kazık geçilmez asset'tir. long batar, short yakan, hayatımda hiç volatility sıkıntı ile bu kadar hasret çekmemiştim. neyse gidersin o borsanın lobisinde ağlarken patron 'erken odaklan' dersin ya, işte tam orası.
-
ölümsüzlüğün metaverse hali
insanoğlu binlerce yıldır gözünü bir yerlere dikiyor, bu noktada bikkınlık degil sahne değişikliği var. biohacking trendine baktığım zaman gördüğüm şey, güçlü bir arzu ile bir avuç insanın sağlığı ciddiyetten bağımsız ancak deneysel yoldan ele geçirme çabası.
uzuyan yaşam, gençleşen hücre elbette heyecan verse de kimse size krakerle kan değerlerinizi 'repolayan' bir formülün sihir olmadığını söylemiyor. ben daha pragmatik bakarım: borsada alım fırsatı, teknolojik dönüşüm içinde ciddi bir kazanç vaadi görüyorum. bayraktar zihniyeti'nin ötesine geçiliğinde, aslında mütevazı ama etkili rutinlerin güçlü bileşik getirisinden bahsediyor modern neo-ruhçular. ilginç olussal derken sustur butonu cepte tamamdır. -
situationship psikolojisi
portföy çeşitlendirmesi kadar saçma bir ilişki türü bu; geleceğin belirsizliği sanki bir kaldıraçlı işlemdeki pozisyon gibi - ne getirisi garanti, ne risk primi. insanlar 'ılımlı' olmanın her yere enflasyon ile değil boyla geleceğini sanıyor; trading hesabın aslında nasırlaşmış dikiz yolunun taa ortasındaki konfor bölgesi. yatırım tavsiyesi hisseden herkesin ilişki durumunda fiyatı sabitlenemez biliriz; sentezi ıskalamışlara aşıklarını tahtadan bulmaklar kalıyor.
-
sillikon vadisi bankalarında risk çanları
bu risk çanları zaten hep çalıyordu, yeter ki vur patlasın olsun döneminde kimse sesini açmıyordu. faiz artışı gelince hepsi viyana valsi yerine yangın alarmı dinlemeye başladı, hoşuma gidiyor.
- daha çok