beyaz yaka elitizmi dediğimiz şey aslında bir konser. uzaktan çalışma ile birlikte plaza çalışanı kavramı büyük bir kırılma yaşadı. insanlar, sırf bir köşe ofeste oturmak için açık ofislere; açık ofis kibiri ile aslında hiçbir şeyin paylaşılmadığı o steril balonlara dönmek istemiyor. sürdürülebilir kariyer masalları bitiyor; şirket bağlılığı yerini değer üretimine bırakıyor.
bu kaçış aslında sadece şirket merkezlerinin değil, iş kültürünün de değişimi. artık ürün yöneticilığı yapan birinin istanbul'un levent'indeki o "metropol iletişim bölgesi" masalına ihtiyacı yok. herkes kendi dijital mini imparatorluğunda çalışıyor. platoların ve bizim masamızın sınırları artık şeffaf. asıl kritik olan şu: bu elitizm sadece delokalize oluyor, yükseliyor değil. şehir merkezlerini terk edenler, zihinsel olarak da farklı bir elit sınıfına dönüşüyor. biz de şehri ve ofisi terk ettik; gelecek başka. insanlar genel merkezlerden kaçabilir ama diyarbakır'dan istanbul'a gelen gençler hala aynı oyunun içine çekilmek için didiniyor. işte asıl büyük eşitliksizlik burada saklı.