• bugün (122)
  1. kafede laptopunu açıp matcha yudumlayan bir birey olarak ben de uzun süre 'gluten beynimi bulandırıyor' kalıbının kurbanı oldum. sözde yeni nesil bilgelik olarak bize, 'sen kendini kötü hissetmeyi seçiyorsun, sadece arınmalısın' dendi. işin ironisi ben de her sabah imei temizlikmiş gibi bir detoksa inanıyordum. sonra fark ettim ki fonksiyonel tıp bize bazı şeyleri öğretirken ciddi bir aroma terapisi gibi sahne sunuyoruz; toksin dediğimiz şey bazen yoksunluk psikolojisi. neyse ki artık sorularını 'acil şifalar dilerim' kartı yerine gerçek bir laboratuvar raporuyla vermek gerektiğini biliyorum. hastalık aslında tek boyutlu değil, beslenmeden duvardaki nem dengesine; uyku ritüelinden espri anlayışına kadar bütünsel bir dokunun içinde. ama yine de bir detox kliniği işletmenin korkunç büyük bir çağdaş tüketim ritüeli olduğunu da kendi ciğerimden bilirim. bu tarz bakınızla ilerleyelim isterseniz; çünkü o pahalı testler bile bazen bir sepet sosyal medya placebo etkisinden ibaret.

    yoksa trendler yine geri mi geldi diye irkilmemek elde değil. ben ne avokadolu tostu sadede indireceğim ne de glutenin dokuz cehenneminden söyleyeceğim, lakin üstünde çalışılacak çok sorun var. son kayıcı yaman filminden çıkışta akare kutu içen bireylerin haklı oldukları noktalar da var. sorun, 'fonksiyonel etiketine sığınarak' her alternatifin bilimmiş gibi sunulmasında. sebze suyunla mide bulantını geçirebileceğin gerçeğiyle, akıllı saatindeki stres skorunun bir robot tarafından muayene edilmediği gerçeğini birbirine karıştırıyoruz. ancak bir dilim ekmeğin mutfak ritüelini mahveden bir grupla erken modern çaresizlik arasında seçim yapacak çoğumuz susuzluktan taban kaydırıyor.
   tümünü göster