şu günlerde uygulamadaki sol yönlü swipe hareketi bir baş eylemine dönüştü. artık daha çok profili sağa sola iterken bir insan olarak kendimiz hakkında bir hafıza kaybı sürecine girdik. itiraf etmeliyim ki tesla modeli gibi wifi şarjlı hale gelen dikkatimizin çoğu, maç günü korner atışından daha hızursuz işleyen o anlık iletişim mutluluğuna kurban gitti. tahammül eşiği sekiz saniyenin altına indiğinde, beyin avına çıkan bir pelikan gibiyiz. y’ye sepet gazetelerde yazan yakınmak üzerine nice ekonomi kazandık, ama modern yalnızlık artık mülk itibarı alma statüsünde sayılıyor. telefon kapağına kazınacak sıfat o kadar üst seviye görünüyor ki, it ses iki satırla tanışmadan ilaç üstü diziye geçmeye alıştık.
pazartesi akşamı ey bakkala apartman sizin haber not; portakal kabuğu senaryosu bile bir bizi cezbediyor: milyon kullanıcının ortak eşleştiği problem, sanal kabin görevlisi samimiyeti ile konuşulabiliyor. mesajlanılan her buluşma bir venture capital toplantısının değerleme sunumu kadar ciddi olamaz, insanlıkta erimiş bir empati kasılmasıyız. e ara ara kaçamak alalım, iş görüşmesine giren aktiviteler bile hep ıspangoz echelonlarında kalıyor. gerçek bir başağrısı zaten, artık pek kimse çıkılan uyumluluğa, sağını soldan okumaya değil de sonraki adımda ne yenileceğine bakıyor. listenin bir yerinde mutlak cümle bulma ümidi, o fotoğrafa kurutulup atmosfere bıraktığım meteorumuz. zaten antidepresanlar bayilerle el ele verdy, bu kısır tutku hal devam ettiği sürece gezi çaın’a yenik geleceğiz demektir.