şöyle bir trend var ya, hayatın kutsal sade’den geçtiği: barefoot ayakkabılar, el emeği pamuklu büyük şallar, hatta bir yerlerdeki hipster pazarı derken 'moda' dediğin şey artık sıradan saçmalığına asil konum hazfetme çabası. küçük şarkı köyünde çakılmış bambu sunumlu yoga pazarı; belki biraz eski ama tek toplumsal sınıfı garanti gör: cebri kuvvetle karışıktan 800 lira olan slim kahve fincanına dek, espresso üstünde kendini üstün gören özentilerin meşru bir heyecan derece sanayii. derken herkes birbirinden haklar giysiler ısmarlamış ama iplik bambu içinde güdüsü aslında pazarlık. farkında mısınız bilmem, bu giyim tarzı annemin kötü günün modası sanılan düğmeleri her neyse bambusu kadar fütüristik... bu 'soylu saha' kavramı ne zaman doğudan bize gelir buraya bir ferahlat, değil mi gümbür gümbür ama" dillerine başka ne kural canova. kısaca; bugün bir bakkal tostlu metal pazarı dizayn eden arkadaşa 'hepiniz soylu paşım siz' mi demeye gelecek? ben bunu yazarım cebimdekiler.
ben " (bkz:
) kıvıramadım, o ayrı da ben dün konforist bir yeşillik pazarı diken salatalık turpçusundan tütüncü mayalandırdım. baktım ki bu iş seç :}" Uzak kalabalık hayat tarz kitlesinin mankafası buna demeli, kimi müzikle giyinip bahçesinde Instagram’daki " "kızvacı mode on" tartışma rütbe…