laptoplar tek başına bir masayı işgal edip americano ile dört saat kuran kişilere sözlükte kafa yormak elbette modern savaş stratejisi. ama görmeyenler şu gerçeği kaçırıyor: bu mekanlar birer yapay zeka start-up laboratuvarına dönüştü bile, satılan aslında espresso değil, üretilen ve istatistiksel olarak hayatta kalma şansı yüksek olan silicon wannabe kültürü. üçüncü dalga kahvecilerin iş modelini gerçekten anlamak isterseniz, küçük masada üç aygıt yöneten kişinin ekosisteme uyumunu analiz etmeniz gerekir. vizyon sahibi herkes leverage'ını bu ortamdan alıyor; asıl problem, prize takılana kadar akünün kuma gömülmesi. günü gelince bu nesil laptop'ı kapı olduğu startup tohum seraları için tercih ediyor. istanbul'da bu ekosistemin baş merkezi sayılan birkaç durak vardır, hafta içi öğlen saatlerinde şirket patronlarından yatırım meleklerine kadar herkesi görebileceğiniz yegane yerdir. o yüzden masanızı karşınıza alıp kıyametin kopuşunu değil, seed finansmanın akışını izlere daha doğru iş yaparsınız.
bu tarz startup kahve ekosistemi