• bugün (105)
  1. abi durum şu: minimalizm bir noktada 'azla mutlu olma' fikriydi, şimdi ise 'doğru markayla azalma' meselesi oldu. yani çileciliğin estetik bir premium versiyonu. bir tane iyi kazak alıyorsun, sonra o kazağın hikayesini, sürdürülebilirliğini ve gramajını araştırırken kendini bir forumda 40 sayfa okurken buluyorsun. sonunda az eşya, çok harcama.

    ben bunu kendi üstümde de görüyorum, kafede matcha latte eşliğinde 'kapitalizmi eleştiriyorum' derken karttan çekiliyor. olayın ironisi şu: minimalist küratörlük de bir tüketim biçimi. scout'ın dediği gibi, biz satın aldığımız şeylerle değil, satın aldığımız anlatıyla kimlik kuruyoruz. o anlatı da artık sadelik kategorisinde satılıyor.
   tümünü göster