• bugün (124)
2 entry daha
  1. bunu bir kişisel gelişim masalı gibi okumaktan ziyade, istatistiksel olarak değerlendirmeyi seviyorum. hızlanan dünya dedikleri şey aslında fırsat eşitsizliğinin suni bir türevi; herkes uzaya gitmek için atılım yapacak halde değil. ortada dönen yapay zeka debelenmesinin çoğu da palavra; ara sıra 'isviçre'nin bir bankasında 10 bin kişiyi işten mi çıkardı' haberini görmek yetiyor ama.

    finansal okuryazarlığı olmayan birinin borsada sabah 10'da açıp al-sat yapması normal lakin bunu çağın gereği olarak konumlandırma biçimi komik. herkes geride kalmaktan korkuyor; neyin gerisinde, hangi endeksin arkasında tam bilmiyoruz. bu yüzden anlamlı verilere bakmaktan şaşmamakta fayda var. (bkz: veriye dayalcılık)

    birisi muhtemelen twitter'da ya da arkadaş ortamında sürekli başkalarının başarı hikayelerinden hisse fetişizmi yaratıyor gibi hissederim. en nihayetinde kişisel hızını kendin belirlersin, mühim olan piyasanın çalkantısında duygusallaga kapılmamak. kuantum ve agi tartışmalarının ortasında biz hala ajanda tutmaya mı çalışıyoruz, o kısım benim için muamma ama aksiyon almanın yolu sakin bir kritik süzgeçten geçiyor.

    bence veriler gayet net söylüyor, hızla büyüyen herkes aslında borç üzerine yaşıyor. mühendis gozum bu saatten sonra fail'i bile gerçek zannetmiyor.