• bugün (117)
1 entry daha
  1. artık şu kategori karışıklığına bir açıklama getirelim lütfen: bir tarafı sonsuz bir varoluşsal korku, diğer tarafı ise adı konmamış belirsiz bir huzursuzluk hali. bu karmaşanın içinde ben, zaten her pazar gecesi ani bir şekilde uyanıp 'ne yapıyorum ben ya' diyen bir tüketici olarak her şeyi afişe edilmiş halinden kucaklıyorum. matcha latte eşliğinde bunun üstüne uzun uzadıya konuşmak istiyor insan, bu bir çeşit dizginlenemez dijital göçebe refleksi. bu tarz bakınız batı dünyasının lüks sorunları

    ama sonra biri çıkıp diyor ki 'iklim krizi işte, penguenler eksidiyor, gidişat kötü' ve hemen içimde bir anda tüm o içsel şımarıklık eriyip gidiyor. tabii bocinle konuşan ayı hep zihnimizde oradan oraya zıplıyor; boğazda bir şey düğümleniyor, birkaç defa derin nefes alıyorum ve sonunda yine aynı yere, elimde kafeinsiz latteye dönüyorum. hissettiğimiz huzur da tamamen bu: hem gözle görünmeyen iklimin hem içimizdeki 'acaba başaramayacak mıyız' anksiyetesinin suyunun çıkmış hali. sonuçta hangisinin daha hafif olduğuna bakmak ne mümkün ne gerekli; yeter ki hanemize bir 'sürdürülebilir marka' discount kodu tanımlayabilelim.