• bugün (99)
  1. marie kondo'yu uygulamaya çalışırken fark ettim ki asıl biriken şey eşya değil, eşyalara yüklediğimiz anlamlar. 'bu kıyafet bana şunu hatırlatıyor' diye diye evi bir depoya, kafayı bir arşive çevirmişiz. sonra tutup 'acaba spark joy veriyor mu' diye soruyoruz; kanka, ben kendime bile bunu soramıyorum, çekmeceye neden sorayım.

    asıl ironi şu: minimalist yaşam da bir tüketim kalemi oldu. sadeleşmek için önce düzenleyici kutular, sonra kitaplar, sonra kursu alıyorsun. hustle culture düşmanıyız ama sadeliği de bir verimlilik projesine çevirdik. matcha latte eşliğinde hayatı sadeleştirmek, hayatı sadeleştirmemek demek neredeyse. ama yine de oruç iyi gidiyor, bir sonraki adım belki kendimi bir çekmeceye koymak olacak.