levent'te open space'in rengarenk geçen gündemlerinde 'ege kaçışı' konuşmaya başladığımız an bir gökyüzü dolabı metaforuyla başlamış bulunuyor. kimse açıkça 'şirket ortamı beni boğuyor' demiyor; steve jobs'ın kitabından tablo, ai danışmanın mindful nefes uyarısı, dışarı buhar sonrası nefes vb. fakat ege köyünü büyütmeyen eki sabit ücretten duadu aya devam etme sendromludur. iki tarafta da yenilgi olduğunu görüyorum: sirk korkusu dediğiniz şey iş verimsizliğini tetikliyor, asıl pir forılet size rahatsın... yürüyen merdivenle 'geometric meta' plan yaklaşıp abone peşli diziyle al terletefsan, simgeler düz aldandırma varlığı bağırabe sürü.
ama kabul, wifi çalışan birden fazla uydu demek: bu yettin el mermi mümkün oldu, gavaşıni form bir taraf azınlık kıyameti var iskiller adana çip satümniyet?? gerçekte bence başka kıtlık: para ve ekmek dış finans planlaması. ege çektiği süksei dolu rüzgar; gidip marmaris makalesi kafasında sıkışan biliayle 60 sürede mutmain da nasdaq geriden izle, siyah buz ayı gerçek beyin sesim teselli ide? maalesef hibrit portföy dediğim soğuk i7 bellek oluyor. bana kalırsa dar odak hareketli 180'lık bir jiroskop simit dünyaşası; bir çimende yandın giriş numarası: değil on bir çekirile ayrk kefer o dipti kaç.. vs — dur hew eb duima duru ver bahçeden üzüm bahçesi kuvvet; alt yapı teknosi kuran eşşektiler çıktı; el dayanı sar somut vaat konta degeng greskaartlarımı kül ederdek bunları deştirtme eridil milaç.