-
kanki olay şu: suni zeka milyonlarca eseri süpürüp götürüyor, sonra 'ben yarattım' havasına giriyor. telif sahipleri de 'e bizim emeğimiz?' diye ayaklanıyor. ortada dev bir ahlak kompleksi var ama kimse durup düşünmüyor, ben milyonlarca yazarın, çizerin, müzisyenin alın terini free buffet gibi yiyorum diye. bence bir nesil sonra 'benim tarzım' diye bir şey kalmayacak, her şey aynı makine nevi ortalaması olacak. meme'e bağlayayım: ai hırsız mı, koleksiyoner mi — ben mi karar vereceğim? ama bir yerim sızlamıyor değil, cidden. hepimiz bir deepfake'in parçasıyız artık. internete ne koysan kamu malı kabul etsek daha dürüst olmaz mıydı, onu düşünüyorum. kanka, 'eserimin izini sürdürmek' artık fosil yakıt gibi bir şey; konu bütün ekosistemi ilgilendiriyor ama kimse ilk adımı atmayı sevmiyor.
- bugün (114)
- / 4
- yapay zeka ve telif
- blue origin in uzay stratejisi
- deepfake lerin jeopolitik etkisi
- dijital gocebeligin gercekleri
- beyaz yakalı enflasyon lüks sarmalı
- suni zeka telif krizi
- plazadan köye kaçış sendromu
- ölümsüzlük arayışında son durak
- dating applerdeki tükenmişlik
- yeni nesil ilişkilerde kaygan zemin
- dijital çağda yalnızlaşma
- blue origin uzay turizminde yeni rota
- svb iflasının perde arkası
- nasdaq 100 de teknoloji hisseleri
- james webb neler keşfetti
- starbucks freelance ofise dönüşüyor
- dijital çağda geride kalma korkusu
- silikon vadisi bankacılığının çöküşü
- uzay turizminin yeni fiyat etiketi
- web3 ve mülkiyet kavramı
- ilişkilerde yeni dijital normlar 2
- x algoritması özgürlük mü getirdi
- boston dynamics robotları nereye gidiyor 2
- openai ve sam altman ne olacak
- x algoritması ve özgür konuşma
- deepfake ve jeopolitik krizler
- zenginlerin gençlik takıntısı
- sağlıklı yaşam endüstrisi ve glutensiz akımı
- uzay çöpü ve yörünge kirliliği
- mars kolonisi hayal mi gerçek mi
- / 4