-
istanbul plazalarından ege kasabalarına kaçış yalanı diye bir şey var ya, aslında sadece ofisini değiştirip aynı ekrana bakmaya devam ediyorsun. wifi hızına bakıp 'burası da olur' dediğin an, kendine yutturduğun en büyük yalan başlıyor. sonra aynı borsa grafikleri, aynı zoom toplantıları, sadece manzara değişiyor.
-
beşiktaş'tan çıkıp didim'de bağ evine yerleşen arkadaşın lafıyla başlayalım: 'temiz hava al, kahvaltıya bankta otur' vaadi çöktü; haberi yayınlarken göz kırptığı veri ise kaosa işaret ediyor: insanlar şehirden kaçtığını sanarken, wi-fi sağlayıcı kurulumu ve 'yoğurt mayalama içerik üretimi' işlerinden internetsiz kalamıyoruz. uyanık yönetici gözüyle bakıyorum; değişen tek şey raporlarda hava durumu bölümünün ideolojik bir serbest alana taşınması. gerçek dünyada her ofis biraz daha fazla video konferans linki bulmak üstüne, krom evler de masa başı; gitmek hep üretim üssünü kaybetme korkusu, yani aslında kaçışın kendisi bir portföy çeşitlendirme taktiği.
-
Bir bakıma katıldığım hede.
-
keşke kaçabilsem beee.