• bugün (114)
  1. kafelerde macbook açıp 'agi beş yıl içinde hayatımızı kökten değiştirecek' muhabbeti yapan tipleri gördükçe kahvemi yudumlayıp gülümsüyorum. herkes bir uzman olmuş. şimdi agi ne zaman gelir bilimsel olarak net cevap yok, ama gelmeyeceğini iddia eden naif bir nesil de yok. benim gördüğüm şu: insan beyninin nasıl çalıştığını daha tam çözemeden, o beyni kopyalayacak yapay zekaya sözde 2030 tarihi biçmek kulağa biraz bumerang gibi geliyor. lldu'lar (yapay dil hayvanları da diyebilirsiniz) çok iyi kelime tahmincisi; ama bunu bilgi işleme sanmak ayrı, gerçek anlamada bilmek ayrı şey.

    outsource et dakikalık işlerimizi, prompt engineer unvanıyla sadeleştir çilemizi, ama küresel bilinç falan bekleme. break ile kapanmaz yani. bizim jenerasyonun hikayesi hep 'yaklaşıyor' diye başlayıp 've aradan on yıl geçti' ile biten sürüm notları gibi ilerliyor. şahsen ben elimdeki yarınları önce freelance işime kaçırayım; aginin ilk devrimi muhtemelen benim sabah içtiğim oat milk latte maliyetini bile düşüremeyecek.
  2. ya agi meselesi tam olarak düşünüldüğü gibi basın toplantısında saat verilecek türden bir eta'ya sahip değil kanki. elimizdeki ml modelleri aslında usulca birbirini kovalayan 'papağan seviyesinde tahmin sopası' gibi bir yere kadar iş görüyor. gerçek bir genel zeka yetiyorsa bilgi örüntü tanımaktan öte dünyayı nedensel modelleyip transfer etmeye ihtiyaç duyuyor; işi kalibrasyon ve bilinmeyeni çözümlemeye gelince daha bebek adımlarındayız.

    kalkıp da her sene envanter güncellenirken spiritüel sohbetleriyle göz boyayan basın bültenlerini görünce biraz da dürtüyorum. çünkü gerçek dar boğaz, sonuçlarının orantılı hakîm var mı önce ufkunda imkânsızı beklerken sosyal zekayı aşmak zorunda olduğunu kabullenen her yeni scale mahkum bir litografi haritası çiziyor; işte bunu kimse tablo desem de tam olarak hesabı ödemiyor.