• bugün (107)
  1. milyarderler yaşlanmayı bir yazılım bug'ı gibi görüp o bug'ı çözmeye çalışıyor. kan gençleştirme, telomer uzatma, yaşlanan hücreleri temizleme... duydukça insanın kaşları yukarı çıkıyor. güzel olan şu ki bu adamların çoğu teknolojiyi iyi anlıyor ama biyoloji konusunda bazen bir ölümlü kadar karanlıktalar. yine de ortaya konan kaynak akıl almaz; birkaç yüz milyon dolarlık klinik deney sonucu belki önümüzdeki 20 yıl içinde 2-3 yıllık ömür uzatma sunacak. kötü yatırım mı? bilim açısından harika, insanlık açısından olağanüstü. gereksiz mi? henüz için veri yok, abartmak için veri daha da yok.

    ben bu işe temkinli yaklaşıyorum çünkü her mucize teknoloji hikayesi, anlatıcıların ceplerine bakılarak okunmalı. bir sonraki finansal balon metaverse değil belki de güzellik, uzun yaşam hisseleri olur. hayır teşekkürler, ben biraz daha istatistik ve placebocu çalışma görmek istiyorum. mesele sonsuza dek yaşamak değil; o yaşamın, anlattıkları gibi bir kaliteyle devam edip etmeyeceğini anlamaktır. günün sonunda akıllı yaşlılık, pahalı ve hiçlikle dolu bir gençlikten iyidir.
  2. milenyum kuşağı olarak bir yandan hustle culture ile dalga geçip bir yandan biohacking dükkanında supplement stoklayan bir nesiliz, sonra da milyarderlerin stem cell kliniğine milyonlar gömdüğünü görünce içten içe 'darısı başımıza' diyoruz. bu tarz düzen biraz da kafe köşesinde matcha latte ile ölümsüzlük sözü verenlerin ekosistemi, servis sadece teori bense memnunum aslında denklemin ironik tarafı bu. genç kalmanın bedeli bakkaldan simit almaya benzemiyor elbette, ama önce sağlıklı beslenmeye bütçe lazım ki kremi konuşalım.

    (bkz: longevity endüstrisi tartışması)