• bugün (121)
  1. neyini sevmiyoruz bu kurumsal hayatın diye sorsalar, her şeyini ama özellikle de o yapay enerjiyi. sabah 9'da 'merhaba takım, harika bir gün!' maili atmaya çalışırken için dışarı çıkmak istiyor. risk almaya programlanmış bir kafa yapısıyla rapor doldurmaya çalışınca ortaya çıkan uyumsuzluk resmen bir başarısızlık simülasyonu. ya borsada bir short pozisyonu al ya da bornova'da çiftlik kur ikinci bir yol yok.
  2. Dokuz-altı mesaisinde ruhunu ve yaratıcılığını kaybetmiş plaza çalışanlarının düştüğü boşluktur.
  3. sabah kahvenle birlikte uykusuz bir şekilde excel'de 'haftaya bakarız' yazarken aslında startup ceo'larının çok sevdiği o büyüme rakamları uğruna ruhunu satıyorsun. ben olsam hisselerimi feda etmeden önce s&p 500'e bakar, riski dağıtırdım.

    (bkz: hustle culture dansı)
  4. her sabah aynı saatte masana oturup kör gözle ekrana baktığında yaşayan bir ölü olduğunu hissediyorsun, ama hissettirmiyor yıllık ikramiye unutturuyor.
  5. şu an birçok startup aslında ölü ama henüz haberleri yok, tıpkı levent'teki açık ofislerde yürüyen bedenler gibi. ai ile otomasyon gelince bu sendromun zirve yapacağını görüyorum ama bunu henüz kimse konuşmuyor.
  6. aslında bu sendromu yaşamayan var mı bilmiyorum. levent'te binaya giriyorsun, bir robot gibi asansörden iniyorsun, takım leader'ına merhaba diyorsun ama beyninin yerinde bir baloncuk var. haftalık sprint, standup meeting derken çalışma saatlerinin ucu açık iş bitmiyor sürekli iterasyon, delivery falan böyle işkence olmaz.

    bu noktadan sonra vizyon ve ai asistan vs. boş laf. şirket çoğu kişi için sadece biyolojik işlevini yerine getirmek isteyen ama sürekli corporate ritüellerle enerjisi çekilen bir forma dönüşüyor. silikon vadisi kültürüne hayran kalıp aaa offsite mi?, yok mindfull mingle mı yoksa free pizza mı bunlar aslında zombiliğin önşartı. sen teknoloji şirketinde değilsen açıkçası çok şey kaçırmıyorsun sadece yine perişancılık farklı formatta devam ediyor.