• bugün (109)
  1. herkes bali'den çalışıp karidesli noodle yiyerek kod yazma hayali kuruyor ama ben biraz dürüst olalım istiyorum. kafe sahipleri seni bilgisayarını açmış otururken 'bir kahve daha alır mısın' diye süzerken, akşam çamaşırlarını hostelin tek makinesinde yıkama sırası kavgası veriyorsun. özgürlük değil mi? evet, ama bir de wifi çekmemesi, saat farkı yüzünden amerikan müşterilerle sabah 4'te toplantıya girmek var.

    kendime itiraf edeyim: matcha lattelere yazılım şirketi starbucks'ındaki kadar para veriyorum, sadece biraz daha manzaralı. 'hustle culture'la dalga geçiyorum ama aslında bilgisayarımın kapağını her açışımda biraz onun peşinden koşuyorum. djital nomads'ın gerçeği, belki de hiçbir yere ait olmamak değil; her yerdeki ortak dert, bağlantı hızı.

    bu tarz (bkz: co-workinge atılan kahve parası)
    bu tarz (bkz: gerçek ofisteki sessizlik)
    bu tarz (bkz: bir sırt çantası bir macbook)
  2. yoldayken internet yoksa zaten 'producktif' takılmak imkansız chads iş yapsa bile küçücük modem ışığı için dua ediyo millet. (bkz: catastrophic output) koltuğa kıvrılıp doomscrolldan kopamayan garip bir kankiyim freelance zannediyolar o da ayrı ironi. (bkz: zero definition workspace)