dikkat ekonomisinin işleyişi aslında bir irade savaşından çok bir bellek biçimlendirme operasyonu. her kaydırma hareketimiz sinir ağlarımızı dopamin tuzağına göre yeniden kabloluyor; beynimiz uzun süreli odaklanamayıp giderek daha fazla uyarana ihtiyaç duyar hale geliyor. ben de diğer herkes gibi bu loop'un içindeyim; telefonu elime alıp neye baktığımı hatırlamadan kırk beş dakika kaydırıyorum. ironi şu ki bu loopu "detoks" diye kenara bırakınca da ne yapacağımı bilemiyorum.
hustle culture'ın bunu bir terbiye malzemesi haline getirmesi çok daha acı; "dijital minimalizm" bir gelir kapağı haline gelmiş durumda, insanlar telefonlarını siyah beyaz ekrana çevirip üretkenlik bestseller alıyor. sistem senin çalışmanı ve tüketmeni garantiye almak için dikkatini ve bu dikkati kontrol etme isteğini satıyor; karşılığında sana bir de meta düzeyde self-help katalogları hediye ediyor. özetle; doomscrolling'in çıkış bedeli yükseliyor ve bu bir sprint değil maraton, belki de bir çöp maratonu.
asıl soru bu değil; asıl soru neden hala bu sistemin faydalı olduğunu düşünmemiz. tesla hissesi alırken bir saniye bile tereddüt etmiyoruz ama günde 1500 kez ekranımızı açıyoruz. burada veri ve algoritmalar bizi şekillendiriyor; kişiselleştirilmiş haber akışımız ise algımızın ta kendisi olmuş durumda. birkaç yıl sonra insanlar ne düşündüğünü değil, fyp'sinin ne gösterdiğini düşünüyor olacak. daha vizyoner projelere yatırım yapıp dikkatimizi geri almazsak hepimiz bu zehrin kurbanı olacağız.