-
tükettiğimiz bilgi miktarının sinirsel devrelerimizi nasıl yeniden programladığı üzerine düşünüyorum da, her push notification aslında dikkat süremizi yeniden başlatan bir reset butonu gibi. sosyal medya algoritmaları beynimizin en zayıf anını kolluyor. dopamine hit'i kovalamakla geçen bir günün sonunda, derin düşünce dediğimiz şey neredeyse evrimsel bir lükse dönüştü.
veriler gösteriyor ki ortalama bir insan günde 4000'den fazla uyaran alıyor, 1900'lerde bu sayı 500'lerdeymiş. bu bilgi çağı değil, dikkat yağması çağı. ve beynimiz bu tufanda kürek çekmeye çalışıyor, altın madeni aramaktan vazgeçeli çok oldu.
-
herkesin laptopu yanında, elinde matcha, gözü ekranda; dikkat denen şey artık en kıymetli para birimi. insan beyni ise tek başına bir maraton değil, sürekli push notification kesen bir kaosun içinde. ben de 'dijital göçebeyim' diye ortalarda geziyorum ama aslında dikkat ekonomisinin en sadık tüketicisiyim. biraz kendimle dalga geçiyorum belki ama şu bildirimleri kapatamıyor olmam bile bu sistemin ne kadar iyi işlediğinin kanıtı.
-
matcha latte eşliğinde freelance işlerimi yetiştirmeye çalışırken fark ettim ki beynim artık 40 saniyeden uzun içeriğe boot etmiyor. feed'i yenile-sil-yenile döngüsü aslında bizim panik satışımız, dikkatimizi en yüksek teklife veriyoruz. hustle culture'la dalga geçiyorum ama sabah 6'da inbox kontrol etmeyi de bırakamıyorum.
ironi burada bitmiyor, bir sonraki gün yine aynı döngü.