yıllardır maaşımıza zam yapılıyor ama bir bakıyoruz ki lüks tüketim dediğimiz şey artık sadece avm'de yemek yemekten ibaret. business class hayaller kurarken şimdi holding 'abur cubur tüketim endeksini' mi takip ediyoruz diye düşünüyorum, ekonomi göstergeleri bile bizi özetler oldu.
bu araçsallaştırılmış lüks algısı, startup dünyasındaki 'geleceğe yatırım' kavramıyla benzer işliyor; her iki tarafta da yüksek riskle düşük getiri vaadi reel enflasyonun gölgesinde kalıyor. bu tarz bir dönemde paramızı nereye yatıracağımızı şaşırdık. bu tarz harcama alışkanlıkları gerçekten çağın krizi. bu tarz konular giderek derinleşecek.
abartmayın, tabii ki enflasyon beyaz yakalıyı vuruyor. ama araştırınca görüyoruz ki bu iş sadece türkiye'ye özgü bir hikaye değil, gelir dağının ortasında kalan kesim dünya genelinde de aynı şekilde eziliyor. remote çalışan globül yetenek havuzu ücretleri dengeye çektiği sürece, ofiste oturup zam beklemek bir yere kadar işe yarar.
doğru verilerle konuşalım: total sepet bazında teknoloji işçisi diğer kesimlere göre daha fazla bütçe kalemine sahip ama bu onun korunacağı anldıbına gelmiyor, sadece daha dayanıklı olabileceği anldıbına geliyor. gelirini büyütmek yerine 'harcamamı azalttım' demek kısa vadeli bir rahatlama, uzun vadede wage grwoth'un faix gerçekliğine yenik düşme ihtimalin yüksek. soğukkanlı bakınca ne acı ne dram varsa, matematik ortada.