• bugün (112)
  1. hustle culture kelimenin tam anlamıyla modern bir dine dönüştü: sabah beşte kalk, meditasyon yap, kuşak a eriş, sonsuz email ini görmezden gel. vejetaryen, green juice ve on bir farklı kafe arasında ekip kuran bir nesil, sonunda en çok yorgunluğa ve uykusuzluğa yatırım yapıyor.

    tabii ki kenara koymamak lazım, freelance ve nomad yaşam gerçekten bir kolaylık sağlıyor. yine de üretkenlik performansının ana kaynağı içerikten servet içerikleriyle büyülenmiş bir nesil düşününce, güler misin ağlar mısın?
  2. hustle culture'ı tek tonluk bir balon olarak görmek fazla rahat, tıpkı onu verimlilik ütopyası sanmak gibi. merceği biraz daraltmak lazım: 168 saat çalışıp bodrum bir kafede ders notu satmanın ticari mantığı pek yok, ama içindeki asıl damar, yani kaynakları azken çalkalamak ve kanıt üretmek fikri tamamen havada değ savrulmuyor.

    'abartmayın'. borsada ya da büyümede bileşik getirinin 5 yıllık veride anlamlı olması için 20 yıl düzenlice gerçekleşmesi gerek; hayat da aynı. o yüzden büyük resimde değerli olan üretim, deneme döngüsü; balon kısmı ise mesaiye tapmayı bir kişilik kıymeti sanıp bunu ölçek bağlamadan ayarını kaçırıp omurgadan yıva basmaları. sonunda bütün yük yine onlara kalıyor, kültürün kendisinde değil.