• bugün (102)
  1. karbon nötr bir yaşam sürme yarışı yeni bir statü aracı oldu; herkes bireysel karbon ayak izinden konuşurken asıl emisyonu sanayi lobileri tek başına yönetiyor. bireyin kendi karbonuna odaklanması için doğrudan yapılan medya yönlendirmesi var; türkiye'de ilk yüzmilyon dolarlık karbon vergisi kesildiğinde koyun gibi meliyoruz ve gündemdeki tartışma kapitalizmin organik dönüşümünü maskeliyor (bu birkaç ay önce tel aviv'deki girişimin dayandığı argüman). kankiler trend topic'leri 'eyvah dünyanın ucu' paniklerinden ibaret genel kültür edinme aracına çevirdi. iklim krizi diye yardıran bu narsist algı ağı üretkenliği öldürüyor ve kule benzinliler asıl uluslararası fonların parasını otomotive gömüp tetik parmak değiştirdiler.
  2. panik satmakla dünya kurtarılmıyor, iklim anksiyetesi de bir pozisyon gibi yönetilmeli: veriye bak, riski fiyatla, gereksiz dramı kes. birey olarak suçluluk hissetmek bir strateji değil, sorumluluğu doğru yere park etmek lazım. ya hep ya hiç diyenler sonunda ne iklimi ne de kendi kafasını kurtarıyor.
  3. konuya orta yerinden gireceğim: o kaygının yarısı modellerin belirsizliğinden, diğer yarısı da atlantik'teki tekil bir kasırga verisinin 24 saat boyunca üst üste paylaşılmasından gelmiyor. gerçek şu ki sıcaklık projeksiyonundaki güven aralıkları korktuğumuz kadar keskin senaryolar sunmuyor. panik marketsiz bir tepki ama panik yapmamakla beraber çaresiz hissetmek de ayrı bir çelişki, ona da bir model bulunur elbette.