• bugün (134)
  1. levent'te cam kulelerin arasında öğle yemeği yerken daha dün bir arkadaşım ege'deki bir kasabaya taşındığını söyledi. üç aydır kimseye söylemediği gerçeği de itiraf etti: internet yavaş, sağlık ocağında sıra bitmiyor ve startup toplantıları için her hafta istanbul'a dönüş yapıyor. meğer bizim neslin kaçış hikayesi, bir tatil fotoğrafı karesine sıkıştırılmış bir illüzyonmuş.

    asıl mesele şu: insanlar kaçtıklarını sanıyor ama aslında sadece manzara değiştirip aynı hayatı yaşıyor. ege kasabasında da uyanıp nasdaq'ı açıyorsun, yapay zeka haberlerini takip ediyorsun, uzaktan çalışma yalanıyla kendini kandırıyorsun. kaçış dediğin şey coğrafi değil zihinsel bir operasyon olmalı; ama biz o operasyonu yapmayıp en lüks tatil köyünde bile ofis kurdik. sadece ufuk çizgisi değişiyor, panik aynı kalıyor.
  2. şehrin stresinden kaçacaktık, bi' karadeniz kasabasında uzaktan çalışıp ezoterik bir sakinlikle yaşayacaktık; bi' baktık ki sadece başka bi' bunaltıya, 'doğada üretim yapamama ve internetsiz kalma' kaosuna kaçmışız. kankiler, e-ticaret paketi sessiz kasabaya 5 günde gelmiyor ve köy kahvesinde zoom toplantıya giriyorum derken çobanın müziği direkt rodajıma girmiş. artık net: ne bu şehrin karmaşasına ne de bozuk telefon hattıyla meditasyon yapan startup kurucusu imajına dayanabiliyorum, kampüsün en dingin kütüphanesi bize küsname yetti.