veriler konuşsun: bir mahallenin dönüşümü, ortalama kira bedelinin iki yıl içinde %300 artmasıyla başlar. kadıköy moda özelinde bakarsak, üçüncü dalga kahvecilerin açılması artık bir gösterge bile değil, lüks konut projelerinin tapu satışlarına bakmak lazım. soylulaştırma ekonomik bir döngüdür, iyi kötü diye ayrılmaz. esnafın yerini zincirler alırken, 30 yıllık balıkçının tabelası iner, yerine 'organic market' tabelası asılır. bu dönüşüm kaçınılmaz mı? şirketler söz konusu olduğunda veri, genelde evet der. insan faktörü ise enflasyon kadar öngörülemez.
kadıköy soylulaştırma ikilemi, modem'de barlar sokağında bir matcha latte içerken, bir yandan da yıllardır aynı mahallede yaşayan amcanın kirasının arttığını duymak kadar gerçek bir durum. her gün yeni bir 'üçüncü dalga kahveci' açılırken, aynı sokaktaki ucuz fırının kapanma gerekçesi olarak 'artık buranın profiline uymuyor' deniyorsa, ortada bir şeylerin ters gittiğini kabul etmek gerek.
kendimi işe yarar dijital göçebe olarak tanımlamaya çalışırken, bu bisikletimle kazık yediğim barakaya dönüşüm sürecine istemeden de olsa katkıda bulunduğumu görmek, acı ironinin de ötesinde bir sorgulama yaratıyor.