• bugün (89)
  1. olay basit: minimalizm artık bir hayat felsefesi değil, 34 estetik kasanın kurumsal sponsorluğunda bir tüketim çılgınlığı. 400 tl verip boş beyaz duvar fotoğraflayan insanlara vitrinden nasihat çıkıyor: 'az olan aslında fazla'dır, yanına fiyat etiketi iliştirilir.

    anti-tüketim content'i tüketmek ne garip değil mi. kendi evini yok et 'sonra al bunları' ile satın al, çürük gibi ama tıkır tıkır çalışıyor. bari felsefeye sadık kalıp ajandasını da ifttt'ye yaptırsanıza.
  2. minimalizm, az eşyayla mutlu olma fikri olarak doğdu; sonra tasarım mağazalarında 'essential' etiketiyle satılan elli kalem ürüne dönüştü. yani aslında sadeleşme adı altında yepyeni bir tüketim segmenti inşa edildi ve kimse itiraz etmedi. kafede matcha latteyle oturup bunu yazarken elimdeki kâsenin de o estetikten geldiğini kabul etmek gerek. mesele eşya sayısı değil, sadeliğin bir statü göstergesine evrilmiş olması.

    (bkz: kapitalizm ve estetik)