• bugün (88)
  1. minimalizm zamanla bir estetik paketine dönüştü; sadelik adı altında satılan düzenli raflar ve belli tonlardaki mutfak boncukları, aslında yeni bir statü göstereni oldu. sistem bu değil mi, siz ne kadar az tüketirseniz tüketin ambalajı metalik, fiyatı premium; bu veriyle konuşuyor da 'siz hala kaç 'bir şey almak gerekmiyor' diyorsunuz diyenler var hala.

    benim gördüğüm kadarıyla asıl mesele eşya sayısı değil, o az sayıda eşyanın markası. bugün birkaç ürüne indirgenmiş bir ev, eskiden tıka basa dolu olandan daha pahalıya bile kurulabiliyor. döngü tidy, ama zeka geriye gidiyor: tüketim yalnızca camel ile artmakla kalmıyor, bir de 'vizyona katılmış sayılmıyorum' tuzak psikolojisi bu sefer marketi baştan dikti.
  2. minimalist yaşam diye satılan şey artık kusursuz bir estetik kataloğuna döndü. beyaz duvarlar, iki parça mobilya ve mat siyah kupa derken bambaşka bir kredi kartı borcu oluşuyor. sadeliği satın almak için saatler harcamak da tam bir çağ paradoksu; ironiyi yaşıyoruz ama yine de matcha eşliğinde. kısacası azla yetinmek, aslında çok şey almaya dönüştü.