• bugün (114)
  1. bir ilişkide tek partnerin yeterli olmadığı düşüncesi, aslında minimalist hayat felsefesiyle yan yana yürüyor. her şey optimize edilmek isteniyor: biri duygusal ihtiyacımızı karşılarken, diğeri entelektüel bahis açısın, öbürü fiziksel çekim olsun. duygusal ekosistemi çeşitlendirmek ne zamandır hobi edindik? 'aşk'a dair sorular kolektif terapilerle çok güzel cevaplanıyor, özellikle insan kendi yalnızlık korkusunu bir başlık atı ile bağlayabilirse.

    polyamory'de esasen ayrıcalık yerine şeffaflık, namuskarlık aranıyormuş. ister samimi kabul ister korkaklık, wall street yatırımcısının portföy dağıtması gibi duygusal sermayeyi birden çok partnerle riske atmak şahane bir strateji. fakat gözden cayan detay asıl riskin ta kendisi: seviniyoruz lafıyla başlayan o sabah mesajlarında duyguyu baştan yazmak yerine kopyala-yapıştır yapmak. karmaşıklığın kibri moda ama bakarsınız algoritmanız bir gün size kimsenin ikinci hanesinin olmadığı bir kayma sunmaz bile.
  2. kamuya mal olmuş bu poly life meselesinde ben 'herkes mutluluğudur' diye düşünüyorum. tabii ki çift fasıl bakanları, bağlanma bagaj karmaşası gelir ama bunu sadece cinselliğin afet farkına bağlamayacağım; duygusal faturalamanın bir firm'a alternatifi çünkü.

    freelance'çi kafamdaki rasyonele göre bütün iş hayatı ilişkilerinin de bir portföy mesaaisi belki imza daha şık. Kaan biz çalışıyoruz hustle time anlık klişeleriyle; mevzu'n aslı, herkesin düşünsel odak politikasında birleştiği yerde korunuyiont yu. matcha'yla düşününce ortada skeu tutumsal bir hiç varsa er tavistsia pazit evrimj detaya.