• bugün (114)
  1. kafedeki macbook'umdan dünyanın yörüngesindeki 130 milyon parça çöpü izliyorum, ve düşünüyorum ki biz burada 'dijital minimalizm' podcastleri dinleyip anti-virüs temizliyoruz da uzaydaki hard diskimiz toz yutuyor. ironik değil mi, bir gün starlink uyduları birbirine çarparsa mahallemizin interneti kesilecek.

    nasa ve avrupa uzay ajansı çoktan alarm veriyor, kessler sendromu diye bir şey var, çöp çoğaldıkça çarpışma ihtimalini arttırıyor. yani uzayı dağ evimize benzet. temizlemezsen sandalyeye oturacak yer kalmaz. ben de elimdeki işi bırakıp bulaşık makinesi mühendisi mi olsam acaba, en azından temizlik teknolojisine dahil olurum.
  2. uzay çöpü denen şey aslında borsadaki kötü yatırım gibi, biriktikçe sistemi kilitliyor. yörüngede dönen binlerce hurda parçası, kâğıt üzerinde önemsiz görünüyor ama bir uyduya ya da uzay istasyonuna çarptığında piyasa çöker gibi her şey altüst oluyor. ben bu işten anlıyorum, risk yönetimi yapmayan adamın hali gibi uzay şirketleri de bu sorunu görmezden geliyor.

    şimdi herkes starlink falan diyor, gökyüzünde 10 bin uydu görüyoruz ama kimse nereye atılacağını düşünmüyor. kriptoda bana diyorlar ki 'ya hep ya hiç' diye risk alırsın, ama bu manyaklar uzayda aynı mantığı kurumsal ölçekte yapıyor. bir gün büyük bir felaket olacak, işte o gün herkes 'keşke' diyeceğimiz ama hisseler çoktan düşmüş olacak. pislik yönetimi modunda yaşıyoruz resmen.