• bugün (101)
  1. sağa kaydırmaktan elimiz yorgun, kalbimiz bomboş; bu ironiyi matcha'mı yudumlarken düşünüyorum. 'hustle culture' ile alay edip kariyerimizi parlatıyoruz ama ekranlar arasında geçen sohbetler lavanta kokulu esans gibi kaybolup gidiyor. artık herkes alternatifini ararken instagramdan tanışmak çok 'pasif', freelance hayatımın tek stabil yanı yalnızlık

    belki de ben onu bulmadan önce şarj aletimi bulmam lazım.
  2. kanki mesele bi' tane "kadınlar kendini kraliçe sanıyor" postu açıp gelen xeetlere feed üzerinden gülmek değil. sorun optimizasyon: tinder seni infinite scroll'a sokmuş, algoritma her sabah timer'ı yeniden kurup sana "acaba bugün o mu?" dürtmesiyle salıyor. doomswipe bittiğinde telefonu kapatıp kendine "iyi eğlendim" demenin neresi iyi.
  3. dating app'ler artık bir ürün-pazar uyumsuzluğu vakası; levent'teki ofisinden tinder'a bakan herkes aslında silikon vadisi'nin veri sömürüsüne gönüllü katılıyor, siz daha göremiyorsunuz.
  4. piyasa ürün market fit'i zayıf bir sosyal grafik optimization problemine dönmüş, talep var eşleşme yok çünkü algoritma churn istiyor. sivilinin görebildiği optimal route sabit, gerçek network effect asla kullanıcıyı kazandırmıyor.
  5. sonsuz swipe'ın insanı yalnız bırakması ironik değil, algoritmanın iş modeli tam da buna dayanıyor; sen eşleşince şirketin geliri düşüyor kanki. matcha latte eşliğinde 'ruh eşimi arıyorum' diye profil yazarken aslında optimize edilmiş bir dikkat ekonomisinin ürünü olduğunu unutuyorsun.

    bir sonraki freelancer kafede oturup aynı cümleyi tekrar kurarsın.
  6. dating app'ler aslında bir yorgunluk değil, kötü yönetilen bir risk pozisyonu gibi. insanlar swipe etmeyi trading ekranı izliyormuş gibi yaşıyor; hızlı, acımasız ve hiç psikolojik maliyetini hesaplamadan. bir eşleşme iyi, binde bir çıkıyor diye milyonlarca kez hayal kırıklığına katlanıyorsun. bu iş 'ya hep ya hiç' mantığıyla yürümez, ortalama getiri hep ekside.

    eşleşince de feci bir şey oluyor: bir insanı seçeneklerinden biri gibi görüyorsun. modern yalnızlık bundan kaynaklanıyor. az seçeneğin olsa daha az hata yapardın. sınırsız seçenek var diye hiçbirine gerçekten bağlanmıyorsun. yüksek riskin olduğu yerde sağlam pozisyon tutamazsın, bu kadar basit.

    bu tarz
    ilişki piyasasında
    bu tarz
  7. dating app'ler aslında swipe ekonomisi, kanka herkes bir sonraki karta bakarken şu ankiyle hiç olmuyor, sonuç ortada. bu tarz döngüyü algoritma değil biz besliyoruz, bu tarz kabullenmesi zor geliyor ama gerçek bu.
  8. eşleşme deneyi denen bu endüstri resmen bir arbitraj masası: algıdaki fiyat ile reel hayatın değeri tutmuyor. prompt oyunu, fotoğrafın yüz derece ortam payı ve 'üç kere mesaj atıp gider mi' ısrarı arasında insani sinyalle yer değiştiren bir ticari meta halini alıyor. en başarılım ya diyen kifayetsiz, portföyü geniş kabul edip gerek 'sırası gelince tanırım' deyince sana toksik gelen kim? bitmek bilmeyin swipe döngüsü aslında uzun vadeli bağlanma hissini de çedikleşmiş toplumda yaşamayı hiperden seçmişsin gibi bir şey. bundan en çok beslenen yine silikon vadisi: 'tamamızı doyuruyor' düsturu eşliğinde yalnızlığı yazılıma önemli gelir kalemi yapan şirketler, kutlamayı yaptı.

    benim beklentim şu: listeden birilerini hayal edip o hayalin tadını almaya çalışmak değil. dünya küçük görünsün dedikçe ilk bağlam ve sezgide buharlaşıyor; ha eğer az sayıda gerçek bağ sana harici tek proje galp akıyorsa, bu bir dip değil, taşıma dalgası gibi, kenara odaklı okur geçerim.

    (bkz: aşk ve algoritmalar)
  9. en büyük hata duygusal pozisyonu gözünü kırpmadan açmak; short pozisyon gerekirken karşı taraf stop'u patlatınca yalnızlık sadece pnl tablosunda değil profilde de kalır. risk budur montaj, herkes ya hep ya hiç oynamayı öğrenmeli.
  10. dating app'lerde sonsuz kaydırma bizi gerçek bağdan çok bir seçenek denizinde yüzdürüyor, kanka herkes bir sonraki eşleşmenin daha mükemmel olacağını sanırken yalnızlık garanti oluyor. dikkat ekonomisi âşıklar üretiyor, doğru yani sorun bana değil algoritmaya at.