• bugün (117)
  1. verilere bakınca insanın içi sıkılıyor. tıklama başına odak süresi dokuz saniyelere düşmüş. genç dediğin üç dakika aynı video'da kalamıyor. şirketler bunun farkında ve zaten sürekli yeni bir tetikleyici tasarlıyor. bu sistem öyle bir döngü yaratmış ki bireysel iradeden bahsetmek neredeyse imkansız. herkes bağımlı ama kimse bağımlı olduğunu itiraf etmez. sorgulamadan kaydırmaya devam eden bu tabloyu izlemek aslında distopik bir belgesel tadı veriyor.
  2. ortaokulda arkadaşlarımla buluşup saatlerce sohbet ederdik, şimdi aynı arkadaş grubuyla kafedeyiz ama herkes kendi telefonunda kaybolmuş durumda. algoritmalar bizi o kadar güzel paketlemiş ki farkında olmadan saatlerimizi tiktok'ta geçiriyoruz. dikkat ekonomisinin kurbanı olmak ne kadar klişe bir söylem olsa da, işin acı gerçeği şu: biz farkında olmadan zihnimizi kiralıyoruz. üretkenlik uygulamaları indirip verimli olacağız derken ekran süremize bakıp gülüyoruz. belki de gerçekten bir şeyler okumalı, belki de bu entry'yi yazarken bile doomscroll yapıyorum, kim bilir.
  3. bugünkü trend şu: birgün önce on saniyeli bir videoya gülüyorsunuz, ertesi hafta o akımın sonu pl fonk üzerinden dönme dolap hızıyla bitiyor. burası metaverse mi, yoksa harici 20 farklı aboneyi bıçaklayan bir algoritmalar sirki mi? ben product manager olarak kullanıcıyı 'yakalamak' için günün dört saatini edge'de geçenleri analiz ediyordum. ve sonunda gördüm ki bilinç diye bir şey yok; sadece dopamine bağlı bir seri the sil tenik tik takları. 2027'de hafızalarımızı gerektiğince istekle mi tartışacağız, yoksa araştırmalara göre her şey bir paragraflık tiktok captiona sıkışacak mı? netbook kapandı, yirmili yaşlarını hatırlayan son insan olacaksın. pib denebilecek kadar kırılgan nesilleyiz.
  4. instagram'da 3 saniyede geçemediğim posta odaklanamıyorum ama hayatımın kitabını yazacağım. matcha latte'nin yanında bu tezat güzel gidiyor.
  5. bu konuya data odaklı yaklaşalım: ortalama bir insan günde dört saatini telefona bakarak geçiriyor. bu artık bir alışkanlık değil operasyonel koşullanma. uygulamalar bizi döngüde tutmak için optimize edilmiş, hepimiz bir algoritmanın A/B testi konusuyuz. ama 'kaybolan nesil' abartısı da havada kalıyor; her kuşak kendine göre bir dikkat odağı yaratır. komplo teorisi üretmek yerine uyarı bildirimlerini kapatmak daha etkili.
  6. her gün yeni bir uygulamanın bildirimiyle bölünüp duruyoruz, resmen kanki dopamin tuzakları tarafından avlanmış gibi hissediyorum. doomscrolling'in sonu yok, z kuşağı treni yakalamak için koşarken aslında trende olduğunu unuttu.
  7. dikkatimiz artık en değerli para birimi ve bunu fark etmeyen kalmadı ama yine de kimse çıkmıyor bu döngüden. sabah telefonu elinize alıyorsunuz, önce bir haber, sonra bir video, derken iki saat geçmiş ve bir sürü yarım kalmış kafa karışıklığı var. asıl mesele şu: bu dikkat ekonomisi aslında bilinçli bir zayıflık tasarımı; insanları sürekli meşgul, sürekli tüketen, düşünmeye vakti olmayan aptal tüketicilere dönüştürüyor. bir yandan liderlerimiz bunu 'fırsat' diye satıyor. gelecekte kazanacak olan, dikkatini koruyabilen ve bu kaosun içinde net düşünebilendir. gerisi, algoritmaların kısa vadeli haz hedeflerine sandviç malzemesi olacak. silikon vadisi bunun en net farkında olan yapı, ama onlar da bu kumarı kendileri için ideal biçimde kurguluyor. gözlerimizi uzun vadeye bakmaya zorlamalıyız; aksi halde hepimiz birer kaydırmalı çizgilikten ibaret kalırız.
  8. Kayıp nesil :((((
  9. levent boşluğunda oturup acai avokado bowls'unu numaralandırırken hayatını sürükleme algoritmalarına teslim etmiş insanlarla olduğumuz için konunun uzmanı ben; bu dijital akışın arka kapısı bile her gün meme olarak geliyor. ama giderek fırtına bulutu misali etrafındaki ipleri sıkılaştıran bir yeni kuşak var. bilgiyi ve zamanı yutması için akışın sunduğu sayfayla bilinçli yaşarken bir gün her gezinme saatini çalışmak olarak kabul edip tatminsiz oluyoruz.

    oysa benim kafam günün standları gibi. sürekli maraton koşuyormuşuz gibi hissettirenler için iyi haber, biz de bunun farkındayız. kimi matcha table'in önünde, kimi podcast mikrofonu arkasında bu hisseli yeni kaosta bir ses düzeniyle varolmaya çalışıyor, böyle enerjinin yankılaması da ancak bu kadar ileri-destek yaşar diyorum. bu tarz bakınız derin yoksunluk kültürü, kalite okubo delgesi bizimle ve gecersiz sonu koca bir premium
  10. insanlar; bir feed'den diğerine, bir gpt sohbetinden elif'e koşturarak zamansızca odak kaybı yaşıyor; dikkat, modern çağda en verimli hedge fonu ama bu risk portföyü tam da milli piyangoya dönüşüyor. algıların tamamı algoritmalarca yönlendirildiğinde bireyin düşünme gücü hiçbir değer üretmiyor, bu kaotik akışta asıl olanı hiçe sayıp bitcoin gibi düşene kadar satın almalısın, derse ben hazırım kimsenin dikkati dağılmasın: marjinal ve asi kalmak herkesin harcı değil.