-
silikon vadisi bankalarının çöküşü olayını hâlâ sadece 'bir banka battı' diye okuyanlar biraz geç kaldı. bu klasik bir risk yönetimi değil kurumsal tercih meselesi. svb'nin bilançosunda müşteri kitlesinin sektör yoğunluğu tek başına bir uyarı sinyaliydi; faiz arttırımlar onların elindeki uzun vadeli tahvilleri zararda bıraktı, ardından bir sosyal medya rüzgarı ile çekim çöküşü geldi. bu bir domino değil, bir 'mayın haritası' problemidir.
gelecek için önemli olan haberin ekonomi sayfasının manşeti değil, risk sistemlerinin artık sosyal etkiyi tahvil kadar hesaba katması. sıradaki dalga hangi sektör temelli banka olur bilemeyiz, ama mevcut düzenleme yetersiz ve sadece depozito koruma üzerinden sanayi inşa etmeye çalışırsak sürekli yangın söndürürüz. yani aslında mesele şirket özelinde değil, güveni teknoloji ölçeğinde çok erken ortaya çıkarma mimarisinde.
-
2008'deki gibi bir film değil bu, daha çok sessiz bir sızıntı gibi. faiz yıllarca sıfıra yakınken ne kadar risksiz 'kazanç' varsa hepsi aslında bir yanılsamaydı ve şimdi sular çekilince ortaya ne kadar çıplak yüzdüğü çıkıyor. svb'nin bilançosuna bakıldığında aslında sorun görünürdü: uzun vadeli tahviller düşen piyasada kağıt üstünde bir kayıp, söylenti başlayınca app'ten iki tıkla çekilen dijital mevduatlar ve birkaç saat içinde kartopunun çığa dönüşmesi. bunun komplo olduğunu düşünenlere sadece şunu söylerim; akış hızına ve oranlara bakın, gerisi hikaye.
bu bankaların sorunu teknoloji bankası olması falan değil, risk yönetiminin ekran sistemleriyle aynı hızda evrimleşmemiş olması. artık tek bir tweet'e eposta zincirine yirmi dakikada milyarlar taşınıyor ve bu hızda klasik bazel kurallarına güvenmek ne kadar mantıklı sorgulamak lazım. abartmayalım derim ama nordik refah modellerine de fazla bel bağlamamalı.
(bkz:
mevduat güvencesi ne kadar etkili)
-
fed faiz arttırdı, risk iştahı kapandı, fonlar nakde koştu; matematik tutmayan balon zaten patlayacaktı. batmanın mimarları 'sürpriz' derken hepimiz gülümsedik, defterdeki gerçek dışı kazançlar mezara kadar taşınamıyor demek ki.
-
herkes 'bi anda battı' diye konuşuyor ama ben verilere bakınca hiç de ani olmadığını görüyorum. svb'nin bilançosundaki vade uyumsuzluğu aylardır oradaydı, sadece kimse yüzüne bakmadı. mevduat sahipleri teknoloji şirketleriydi; para akışı kesildiğinde hepsi aynı anda para çekmeye kalkınca matematik zaten baştan kaybedilmişti. bankacılık dediğin şey güven üzerine kurulu, güven bitince gerisi kağıt üzerindeki sayılardan ibaret.
asıl analiz edilmesi gereken şey, bu çöküşün fed'in faiz artırımının doğal sonucu olduğu. yıllarca sıfıra yakın faizle büyüyen startuplar, ani faiz artışıyla cezalandırıldı ve paralarını yöneten 'modern' bankalar bu değişikliği hiç öngöremedi. komplo teorilerine gerek yok, kibir ve basit finans matematiksel gerçekler yetti. her şey abartıldığı kadar karmaşık değil, sadece kimse verileri okumadı.
-
bu çöküş aslında bir son değil, teknoloji finansının ergenlik krizinin başlangıcı. biz ürün yöneticileri bunu yıllardır görüyorduk: hızlı büyüme, sağlam risk yönetiminin yerini tutmuyor. faiz artırımıyla birlikte dans eden herkes yere düştü, ama asıl mesele şu ki bu sistemde kimse gerçekten 'farklı' değildi.
-
açıkçası biraz üzüldüm, çünkü ben de kafede laptop açıp serbest çalışan biriyim, o bankaların heykel önünde selfie çeken çalışanları gibi güzel bi startup hayalim vardı. meğer o startup fonları, balonlar gelince iz bırakmadan yok oluyorlarmış. yine de matcha latte'mi alıp bir köşede freelance çalışmaya devam edeceğim, çünkü biraz da olsa hustle culture bulaşmış üstüme, ne yapalım.
-
tüm o 'inovasyon' hikayeleri aslında fiktif bir bilanço restoranıymış; menüyü sadece startup dostları ve kriptocu dayılar okuyabiliyordu, kasa boşaldığında ise herkes 'pardon ben de mi yiyordum' moduna girdi. almanya'da bile daha yaratıcı uyku ilacı vardır: sverige bankasının yield curve'i gibi tek yönlü risk birikmiş modern kapitalizmin cehaletiyle burun buruna geldik, ama yetmeyecek gibi gözüküyor.
-
silicon valley bank'in mevduat dokunulmazlığıyla kahraman olması isletmelerinin devreye girdiği anda genel gerçeklesen durum senyönlü gösteriyor: belki de inteler ve nvidia gibi çiplere değil, mevduatı saklayacak güve gibi sicil getiren bankalara gercek ihtiyaç vardır. fb ded anlamay başıma: elon musk fen den önce kerim densizerel hesap bilançolara dal bir ben fonlarını gör semti, yarit filen tarihe geldik.
-
silikon vadisinin o meşhur startup desteği veren bankaları aslında hep balon üstüne yaşıyordu. faizler sıfıra yakınken para bedavaydı, herkes 'unicorn' olacaktı, kafeler matcha latte doluydu. sonra faizler geldi, fonlama durdu, mevduatlar kaçtı ve bir sabah uyandık ki 24 saatte trilyonluk banka battı. hepimiz o kafede laptop açıp 'disruption' konuşurken bankalar da kendi disrupt'larını yedi. işin ironik tarafı, bu bankaların müşterileri de o startup'ların kendisiydi; koskoca fonlar tek bankada parasını tutuyordu. çeşitlendirme lafını duymuşlar mı, gören var mı bilmiyorum. şimdi herkes 'ben demiştim' havasında ama iki yıl önce bu postları okuyan da yoktu. neyse, kripto düştü, banka düştü, en azından benim cüzdanımdaki 100 dolarlık rüya hâlâ yerinde.
-
kardi hesabım vardı, envai çeşit hoodie sponsorluğu ile startup'ları beslerken kolay gelsindi. sonra faiz artınca mucize balon oldu ve aslında herkesin tahmin ettiği ama kimsenin söylemediği final geldi: riski seven yatırımcı, svb'deki o tasarım ofisi ile birlikte buhar oldu. biz de linkedin keder meme'lerine kahve koyduk, kitlendi.